I

 

(aynaların salonunda Narkissos değil yalnızca
baş dönmesiz taç giyen umutsuzluğunun sütununda

emzirdi sonsuzluğu bir yüz buruşturmasıyla
sınırsız olanakların ülkesi

aynaların salonunda tek bir lekelenmiş ağlayış
firar etti aldırışsızlığın çizik kılıcından

ve şehirdeki bütün pencerelere inen
toza ve vaade dönüştürdü havayı

aynaların salonunda tamamlanmışlık durur sac levhada
ve taşınır bir mahkûm gibi standart göğüste

ki patlamaların parıltısında sözcükler harakiri yapar orada
ve trompet paramparça porselen ve ölen kan tadındadır

aynaların salonunda bir kişi haddinden fazla kişi olur
ve gene de çiy gibi düşmek ister zamanın mezarına)

(“Yolu Olmayan Adam”dan)

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

II

 

(kaşlar toz rengi omuzlarını silkti

ve soludu kırağı kristallerini aynaların salonunda:

 

aynalar ve damlayan sular sonsuzluğun dumanı gibi

inanç üstüne yığılmış inanç misali sefaletin yüklüğünde

 

çünkü bir krikonun sadece görevine dokunuşu tıpkı

esefin toprağına perilerin topuklarını saplayışı

 

ve aynalar damlayan sular olur ve sunar ölümü

onların suskun gerçeğine buharlaştırmadan camı

 

fakat suda yolunu yitirmiş kişi

sevinmez artık hayatın yitirilişine

 

çünkü bilir ki maskelerini bir çocuk gibi

gizemli olmak için atar sadece düş

 

ve hakkında başka bir şey bilmediğimiz duvaktır

ve bütün bildiğimizdir duvak aynaların salonunda)

 

(“Yolu Olmayan Adam”dan)

 

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

III

 

kimdir hâlâ ricacı olan eli fırıldaklı o avareye

kimsenin kazazede olmadığı suları sallayan seslere

 

kimdir sabah akşam suları ovalayan

ve hücresine giden alacakaranlığın uysal yolundan

 

kimdir evrendeki gezintisinde kendi bakışına rastlayan

ve sırtını bir dilenci çanağı gibi kamburlaştıran

 

çünkü yağmur gelmeyecektir ve sabır gelmişti

mühtedi ağaçlara gecesel çarşaflar misali

 

kimdir kendisinden bırakmayan tek gerçekliğini

bulmak için daha büyük ve daha yeşil bir esareti

 

körlük olmaksızın bir aynayı parçalayacağına inanan kim

aynı anda hem yaşayıp hem de öleceğine inanan kim

 

karanlıkta parıldadı orglar ve çıngıraklar

tek gözlü kuyudan çekildi sorular ve şarkılar

(“Yolu Olmayan Adam”dan)

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

IV

 

sırtlarını döner aynalar ve toz kaldırır ışık

talihin at nalı şakırdayıp gider gelinciğin uykusu altında

 

yaşlanır hakikat ve bakar kendi iskambil falına

derleyip toparlarken enkazlarını manzara

 

yitik sesi için vaveyla koparır inayet

ve körlükle yürür asırların kapalı gözkapakları ardında

 

söndürme merdivenleri haz alır sonuna dek

büsbütün unutuşun yumuşak ikliminden

 

bırakılmış hafıza batar tabanın arasından

ve esneyen bir deliği döndürür uyuyan kulakta

 

bir bedeni eşit parçalara testereler nezleli yok ediş

buruktur Kasım’da kırık bir dal misali

 

fakat cilalı alnın ardındaki bir ölüm saatiyle

kavrar beni öfkenin çıplak kutbu

 

(“Yolu Olmayan Adam”dan)

 

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

V

 

boğanların merdiveninde başı dönerek titrer el

tamahkâr gözyaşları hışırdar bülbülün boş kafesinde

 

matemin kendisi bile daha fazla kurban talep eder

bir demiryolu kazası bile bir özür kekeler

 

derisi soyulmuş bir göz parıldar: kısa devre ve yalnızlık

ve kader fotoğrafını çeker başka bir şaşırtıcı cesedin

 

yıkıp yakar ateş sigortalanmamış yüreği bile

ve ıstırabın muhafızları kaçar inancın zeminine

 

adsız sivri uçlar düşlerler kendilerini gerçekliğe

ve diken olmaya sallarlar beşiklerini gerçekliğin bayırında

 

fakat acının bir gürleyişi tırmanır bir dağı

ve yok etmek için atar kendini bir uçurumdan

 

görkemle dinlenir acının kaçışı kartalların kumaşında

nazik yüzlerin iskambil destesini karıştırırken rüzgâr

 

(“Yolu Olmayan Adam”dan)

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

VI

 

sırdaşından kaçmak için boğuşur maske

ve dinlenmek için kukla

 

mikroskop altında terk eder yerini hastalık

büzülmüş gözbebeklerini izlemekten bıkmış

 

ıstırap açar kireçle badanalanmış gözünü köksüzce

çocukların uçarı ayakları altında parçalanmak için sadece

 

fakat öldüresiye konuşur gök gürültüsü aracılığıyla budala

saç örgüsünde dikenli tellerden bir taçla

 

ve batışını görür yüreğin bir taş gibi ağırca

kanlı ve garipçe ısıtan bir umutsuzluğa:

 

ağızda uğultulu ağaçlarla dinlenmek toprak altında

aldatılmış bütün vefalılarla konuşmak uykuda:

 

hayır gelmedi daha tanrının gözüne bakmanın zamanı

fakat istençlerin demir payandası kımıldatamaz bu taşı

 

(“Yolu Olmayan Adam”dan)

 

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

VII

 

yaşayan ölülerle ölümün yaşayan arzuları arasındaki

sınırı silen bu sessizlikte burada

 

iki yarım birleşir çifte körlükte

gece olduğunda ve gündüz boşaldığında

 

daha iyi duyabilmek için ne yapacağını bilen

ışığın yavaş ve hileci düşüşünü

 

ve anlam sarkar kendi kulesinden

daha iyi korunmak için korkunun mührüyle

 

suda boğulmaların erinci için bütün çıkışları kapatır

muhafızların mızrakları gırtlakların karanlığında

 

burada sınırı silen bu sessizlikte

ışık düşer ve korku bozlaşır

 

yenilenmenin fırtınası talep eder geleceğin kuru toprağını

camsız penceresinden küçümseyerek gülerken körlük

 

(“Yolu Olmayan Adam”dan)

 

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy