DENİZ FENERİ

 

Portekiz,

denize, gemilerine geri dön,

Portekiz, geri dön insana, denizciye,

geri dön toprağına, güzel kokuna,

gökyüzü altındaki özgür aklına,

yeniden

karanfilin ve dalga köpüğünün

sabah ışığına.

 

Göster bize hazineni,

adamlarını, kadınlarını.

Saklama artık

cesur gemi yolculuğu çehreni,

Okyanus’un ileri karakollarında,

Portekiz, denizcisin sen,

adaların kâşifisin,

baharatların bulucususun sen,

keşfet yeni insanı,

o şaşırmış adaları,

keşfet çağımızın takımadasını.

Ekmeğin

beklenmedik

görünüşü

masada,

sabah kızıllığı,

keşfet bunu,

ey sabah kızıllıklarının kâşifi.

 

Nasıl mümkün oldu bu?

 

Ey kör yolları gösteren,

nasıl reddedebilirsin

ışığın döngüsünü?

 

Ey uysal, demir grisi, eski,

ufkun dar ve mağrur atası,

nasıl

kapatabilirsin kapını

yeni üzümlere

ve Doğu’nun yıldız rüzgârına?

 

Ey Avrupa’nın pruvası, ara

dalgada

ataların dalgalarını,

Camõens’in deniz sakalını.

Sök çıkar

rayihalı direğini örten

örümcek ağını,

ve göster bize

oğullarının oğullarını,

torunların için keşfetmiştin

o ışıltılı gezegenin şimdiye dek

karanlık kalmış kıyılarını,

göster bize yeniden

o kasvetli denizi ölçebildiğini,

yeryüzünün en büyük ada imparatorluklarında

doğmuş insanı keşfedebildiğini.

 

Denizde dur, Portekiz, zamanı

geldi, kaldır

pruvanın biçimini havaya

ve göster bize yeniden

adalarla insanlar arasında.

Bu döneme ışığını sun,

yeniden bir fener ol:

o zaman yeniden öğreneceksin bir yıldız olmayı.

 

[“Üzümler ve Rüzgâr”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

DENİZ VE YASEMİNLER

 

Senin küçük elinden filizlendi daha önce

kendi özlerini

coğrafyanın hayretine dağıtan

varlıklar.

Böylelikle dönüştü Camõens

her daim çiçeklenen

bir yasemin dalına.

Soyunu alazlandırdı o ruh

berrak üzümlü

bir asma bahçesi gibi.

Guerra Junquerio’nun boyun eğmez

özgürlükten oluşan gövdesi

düştü dalgalarda,

şarkısında sürüklemişti deniz kendisiyle,

ve diğerleri çoğalttı

gül çalılarından ve salkımlardan ışıltını

sanki senin dar ülkenden

bütün dünya için

tohum eken

büyük eller filizlendi.

 

Fakat gene de

gömdü zaman seni.

Papaz gibi toz,

yığılmış Coimbra’da,

düşmüş yüzünün

okyanussu portakalına

ve örtmüş belinin ışıltısını.

 

[“Üzümler ve Rüzgâr”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Çeviri notları:

Camõens: Luis de Camõens, yaklaşık olarak 1525-1580 yılları arasında yaşamış Portekiz millî şairidir.

Coimbra: Portekiz’in kuzeyinde bir şehir.

 

HAPİSHANELER

 

Fakat, sen,

ey sokaktaki Portekizli,

aramızda konuşalım,

kimse işitmez bizi burada,

bilir misin nerededir

Álvaro Cunhal?

Hisseder misin

o cesur Militãos’un

yokluğunu?

Portekizli kız,

Dans edersin

Lizbon’un

gül kızılı sokaklarını dolanarak,

fakat bilir misin

Bento Gonçalves nerede düştü,

o en saf Portekizli,

denizinin ve kıyılarının ünü?

Bilir misin

İsla de la Sal adında

bir ada

olduğunu

ve Tarraffal’a

gölgeleri attıklarını?

Evet, biliyorsun, ey kız,

evet, biliyorsun, ey delikanlı!

Sessizlikte

dolaşıyor söylenti, yalnızca

Portekiz’de değil, ama bütün dünyada.

Evet, biliyoruz,

uzak ülkelerin halkları olarak,

biliyoruz mezar gibi delinmez

ya da mezarlık yarasalarının tunikleri gibi

bir taşın nasıl otuz yıldır

boğduğunu hüzünlü çığlığını senin, ey Portekiz,

işkencenin damlalarıyla

lekeliyor şirinliğini

ve koruyor gölgeden kubbelerini.

 

[“Üzümler ve Rüzgâr”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Çeviri notları:

 

Álvaro Cunhal: Portekiz Komünist Partisi Başkanı’ydı. 1961 yılında hapishaneden kaçtıktan sonra, Sovyetler Birliği’nde ve Doğu Avrupa ülkelerinde sürgün olarak yaşadı. Marcello Caetano’ya karşı Nisan 1974’de yapılan darbeden sonra ülkesine dönmüştü.

 

Militãos: Portekizli bir devrimci.

 

Bento Gonçalves: Portekizli bir devrimci.

 

İsla de la Sal: Kap Verde’de bulunan adalardan biri. Portekiz’de diktatörlük döneminde tutukluları sürdükleri bir yerdi.

 

Tarrafal: İsla de la Sal adasındaki toplama kampının adı.

UNUTULMUŞ LİR

 

Ey güzel Portekiz,

meyve ve çiçek sepeti,

okyanusun gümüş gri kıyılarında

belirdiğinde,

Avrupa’nın deniz köpüğünün ortasında,

o altın renkli lirle

terk eder seni Camõens,

şirinlikle çağıldayarak –

Atlantik Okyanusu’nun ağızlarında dağıtırsın

meyhanelerinin dalgalı kokusunu

ve denizin portakal çiçeklerini,

bulutlarla ve felaketlerle

bölünmüş ışıltılı ayın.

 

[“Üzümler ve Rüzgâr”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Çeviri notu:

Camõens: Luis de Camõens, yaklaşık olarak 1525-1580 yılları arasında yaşamış Portekiz millî şairidir.

GÖK RENKLİ LİMAN

 

Lizbon’da

karaya çıktığında,

gök mavisi gökyüzü ve gül kızılı gül,

beyaz alçı ve altın,

kiremitten taçyaprakları,

evler,

kapılar,

çatılar,

limon altınının püskürtüsüyle

pencereler,

gemilerin denizaşırı mavisinden yapılmış.

Karaya çıktığında,

bilmiyorsun,

pencerelerin ardında saklandıklarını,

iyi ve doğru konuşan

hüznün gardiyanlarının

seni gözetlediğini

bilmiyorsun,

fakat sürer gardiyanlar mahkûmları adalara

ve sessizlikle mahkûm eder onları,

gölgelerden dörtlüler gibi

kaynaşarak

yeşil camların altında,

mavi dağların arasında,

ilkbaharın gereksiz kornası altında

gardiyanlar

kovalar Portekizlileri:

toprağı kazır gardiyanlar

ve seçer adamları karanlık için.

 

[“Üzümler ve Rüzgâr”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy