İkramiye

 

Bir kış güneşi bulmak için göç ediyor

Soğuk kırmızı bir yolda güdüyor davarını,

Çağırıyor onları bildik bir sesle,

Ve Kabra’ya doğru sürüyor hayvanları.

 

Bir ses, evin sıcaklığını anlatıyor.

Bir ezgi yükseliyor toynaklardan ve meliyor hayvanlar

Ve çoban çiçekli bir dalla güdüyor

Dumanın alınlarını süslediği sürüyü.

 

Köylü, kölesi sürünün,

Seril gecede ateşin yanına!

Güvendiğim dalım kırıldığı için

Kan ağlıyorum kara derenin yanında!

 

(Dublin, 1904)

James Joyce

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Reklamlar

San Sabba’da Gondolları İzleyiş

 

Duydum gençlerin sevda nağmelerini

Parıldarken kürekler aşkla meşkle

Ve bozkır çimlerinin iç çekişlerini:

Asla, dönüş yok geri!

 

Ah yürekler, inleyen çimler,

Beyhude aşkın şişirdiği sancakların kederi!

Değil mi ki tez ayak yeller

Dönmez, gelmez geri.

 

(Trieste, Eylül 1912)

 

James Joyce

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Kızım’a Verilmiş Bir Çiçek

 

O beyaz gül narindir ve narin

Elleri O’nun

Ki zamanın solgun haresinden de solgun

Bir ruhu var O’nun.

 

Gül narini ve alımı – güçsüz gene de

Bir umarsız mutsuzluğun

İçine düşürür gözlerini,

Mavi damarlı çocuğum.

 

(Trieste, 1913)

 

James Joyce

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Rahoon İçin Ağlıyor

 

Rahoon’a yağmur usulca iner, incecik,

Düşer esmer yarimin kabrine incecik.

Sesinin kederi gel der, mahzunca

Gri ay ışığında.

 

Dinle sevgili,

Nasıl da tatlı, mahzun sesi çağırır sonsuzca,

Kimse yanıtlamasa bile, ve kara bir yağmur boşanır

O zaman, şimdi olduğu gibi.

 

Bizim kara yüreklerimiz de, ah sevgili, bırakalım uzansın

O’nun kırık kalbi gibi ve üşüsün

Altında ay grisi ısırganların, kara toprağın

Ve mırıldanan yağmurun.

 

(Trieste, 1913)

 

James Joyce

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Tutto è Sciolto

 

Issız bir gök, loş deniz, batıda

Parıldayan bir yıldız gibisin

Ey çılgın kalbim, ve hatırlanmakta

En çok soluk saati aşkın.

 

Pırıl pırıl gözlerin tatlı bakışı, dürüst alın

Mis kokulu zülüf

Gibi düşüyor sessizliğin arasından

Alacakaranlık.

 

Öyleyse neden, ansımak o ürkek

Ve hoş cazibeleri ve üzülmek?

Bir iç çekişle seslenirken sana

Her şeye karşın senin sevgilindi O.

 

(Trieste, 1914, Temmuz 13).

James Joyce

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Fontana’da Sahilde

 

Ah ile vah içinde rüzgârla çakıl,

Çılgın iskele inler de durur;

Balçıklı her taş bunaklaştırır

Denizin dalgalarını daha da bir.

 

Sıcacık sararım O’nu soğuğun çığlığına

Ve keskin gri denize karşı.

Ve dokunurum titreyen kemikli omuzlarına

Ve oğlansı koluna

 

Sarmalamış korku bizi, karanlıkta

Düşerken kar gibi yılgı

Ve yüreğimde sonsuz nasıl da

Sevda acısı!

 

(Trieste, 1914)

 

James Joyce

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Marul yaprakları

O bella bionda,

Sei come l’onda!

 

Serin tatlı çiy’den ve biraz parlaklıktan

Ördü ay sessizliğin ağını

Bahçesinde bir çocuğun

Marul yapraklarını topladığı.

 

Yıldızlamış bir şebnemi saçına

Ve ay ışığı öper gencecik alnından

Bir ezgi mırıldanarak toplamakta:

Dalganın dökülüşünce ne güzelsin!

 

Yalvarırım, benim ol, ayırır gene de beni,

Balmumu kulak çocuksu şarkısından O’nun

Ve kalkan yürek ayırır beni

Ayın marullarını toplayandan.

 

(Trieste, 1915)

James Joyce

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy