BAŞKA BİR SARAY

 

Hayır, kızgın değilim ben,

giysilerden oluşurum, romatizmadan,

yırtılmış kağıtlardan, unutulmuş alıntılardan

ve bir zamanlar mağrur taş olan bir şeye

çiziktirdiğim sefil mağara resimlerinden.

 

Nerede kaldı yağmurun sarayı,

nerede o hüzünlü düşleriyle gençlik

ve gökte yayılmış kartal kanatlardan,

o

o bitmemiş plan,

 

[“Deniz ve Çanlar”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

BAĞIŞLAYIN

 

Bağışlayın, eğer denizin köpüğünden

daha çok ışık sızmadıysa gözlerimden,

bağışlayın, çünkü korunmasız

yayılır benim göğüm

ve sınırsız:

tekdüze benim şarkım,

sözcüklerim kasvetli bir kuş,

kayalardan ve denizden bir direy,

avuntusuzluk

kışsı, bozulmaz bir gezegende.

Bağışlayın suyun kayadan ve deniz köpüğünden

o sonsuz nakaratını, sonsuz abuk sabuk konuşmalarını

gelgitin: işte böyledir benim yalnızlığım:

apansız gürleyişinde savrulur tuz

saklı varlığımın duvarlarına, böylece

kendim

denizde,

çanlardaki çanların sesiyle

kendini tekrarlayan enlemin

ve kışın bir parçası olurum,

sessizliğin bir parçası, bir yele gibi ağır,

yosununki gibi bir sessizlik, batmış bir şarkı.

 

[“Deniz ve Çanlar”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

SONLANIŞ

 

Matilde, yıllar ya da günler

uykuda, ateşte,

burada ya da orada,

enjektörlerle

kırılmış bir omurgada,

kanamak gerçek kanı,

uyanmak belki

ya da göçüp gitmek,

sona ermek yavaşça:

hastane yatakları, yabancı pencereler,

suskun beyaz önlükler,

ayaklardaki hantallık.

 

Ondan sonra bu yolculuklar

ve benim denizimde yeniden:

başın yastıkta,

uçan ellerin

ışıkta, benim ışığımda,

toprağımın üstünde.

 

Öyle güzeldi ki yaşamak,

yaşarken sen!

 

Dünya daha mavi ve topraksı

geceleri, uyuduğumda,

o kadar büyük, senin ince, küçük ellerinde.

 

[“Deniz ve Çanlar”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

BURADA MI DENİZ?

 

Burada mı deniz? Güzel, kapat içeri.

Ver bana

en büyük çanı, evet, yeşil olanı,

hayır, onu değil, öbürünü,

bronz ağzında çatlak olanı,

ve tamam! Yalnız kalmak istiyorum

denizin kendisiyle ve çanla.

Uzun zaman bir şey söylemeyeceğim,

sessizce, öğreneceğim daha birçok şeyi,

öğreneceğim var olup olmadığımı.

 

[“Deniz ve Çanlar”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

BATIYORSA HER GÜN

 

Batıyorsa her gün

her gecede,

ışığın kapatıldığı

bir kuyu olmalı orada.

 

Kuyunun derin karanlığının

kenarına oturmalı

sabırla

tutmak için batmış ışığı.

 

[“Deniz ve Çanlar”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

BURADA

 

Geldim buraya saymak için

denizde yaşayan,

denizde çalan,

denizde bulunan çanları.

 

Bu yüzden yaşıyorum burada.

 

[“Deniz ve Çanlar”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

KENDİNE DÖNER KİŞİ

 

Yetersizce tasarlanmış eski bir ev gibi

kendine döner kişi, böyle işte:

delinmiş bir takım elbiseden bıkmış gibi

çıplak dolanmak ister kişi,

çünkü yağmur yağmaktadır,

pak suda ıpıslak olmak ister kişi,

o rüzgârın kendisinde, ve ulaştığında

kendi özünün kuyusuna kişi,

yaşamak hakkındaki en kenardaki

o alçakgönüllü kaygıya, ifade etmek ister

ya da ödemek ya da borçlanmak

ya da keşfetmek bir şeyi,

sanki ben çok önemliymişim gibi,

sanki dünya bana hoş geldin demiş

ya da siyah duvarlı tiyatrosunda

bitkisel adıyla seslenmemiş gibi bana.

 

[“Deniz ve Çanlar”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy