Yukarıdan (1942)

Aşılmış uzay, kararsız
hava, çalıların ay dünyası,
o kuru ay dökülmüş
üzerine damarların,
o yırtık tunikin kireç beyazı deliği,
donmuş yılların yeşilliği, kuvarsın,
buğdayın, sabah kızıllığının paniği,
saklamış kayalardaki serpilmiş anahtarlar,
paramparça Güney’in
korku dolu çizgisi,
sere serpe coğrafyadan oluşmuş
bedende kükürdün uyuması,
ve turkuaz düzenlemelerinin
o kısık ışıkta dönüp durması,
her zaman çiçeklenen, kekre dal,
korunun geniş gecesi.

[“Evrensel Şarkı”nın altıncı bölümü “Amerika, Anmam Adını Boş Yere”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

Bir Katil Uyuyor

Lekelenmiş şarapla mide
tavernanın tanrısı
çiğnediğinde ayakları altında kırık bardakları ve baykuşları
şafağın zapt edilmez ışığını:
O küçük sokak kızının hıçkırığıyla
yıkanmış gül, humma ateşli günlerin rüzgârı
giriyor öcünü almış olanın ayakkabılarıyla yattığı
camsız pencereli odadan içeri,
silahların kekre kokusunda,
yitik gözlerin mavi renginde.

[“Evrensel Şarkı”nın altıncı bölümü “Amerika, Anmam Adını Boş Yere”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Kıyıda

Santos’da, muzların kekremsi tatlı kokusunda
yumuşak altın bir dalga gibi, esneyerek sırtında,
sahillerde terk ediliyor parçalanmış cennetin
aptal tükürüğü,
ve gölgelerin demir katısı bir çığlığı, su ve lokomotifler,
terden ve tüyden bir akım,
alazlı yaprakların derininde batan ve yüzen bir şey
titreyen bir koltuk altı gibi:
Kanatların bir bunalımı, utangaç bir köpük.

[“Evrensel Şarkı”nın altıncı bölümü “Amerika, Anmam Adını Boş Yere”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Kışın Güney’de, At Sırtında

Deldim geçtim o kabuğu
sanki binlerce kez vuruldu bana o Antarktik darbe:
Atın ensesini hissettim uyumak için
Güney’in gecesinde soğuk taşın altında,
hissettim titreyişini o daracık hendekte,
o yapraksız dağda, süzgeç deliğinin en altında,
hissettim solgun yanağın yükselişini

başlayanın üzerinde:
Tanıyorum dörtnalın sisteki başkaldırısını,
zavallı gezginin paçavralarını:
Ve karanlık gerçekten başka tanrım yok benim,
taşın bitimsiz sırtı ve gece,
konuk sevmez gün
yok edilmiş bir ruhun ve pis giysilerin
varışıyla.

[“Evrensel Şarkı”nın altıncı bölümü “Amerika, Anmam Adını Boş Yere”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Kötülükler

Sen belki karanlık gecelerde geçtin gittin içinden
hançerli bir çığlığın, kanda attın adımlarını:
O yalnız yumurta haçımızdaki, bin kereler
çiğnenmiş ayaklar altında,
o sessiz kapıya indirilmiş ağır darbeler,
yer açılıp da içine girmiş katil, şimşek hızıyla yiten,
uluduğunda köpekler ve kızgın polisler
uyandırdığında zalimce uyuyanları
dehşet içindeki göz kapağından dökülen
gözyaşlarının ipini burmak için.

[“Evrensel Şarkı”nın altıncı bölümü “Amerika, Anmam Adını Boş Yere”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Gençlik

Eriklerden yapılmış ekşi
bir kılıç gibi bir koku bir yolda,
şekerin öpüşü dişlerde,
hayatın damlaları kayıyor parmaklar boyunca,
o şirin, kösnül eten,
hasat tarlası, ekin ambarları, kışkırtıcı,
gizli yerler geniş evlerde,
uyuyan eski döşekler, tepeden bakılan
o haşin yeşil ova, o saklı pencereden:
Bütün bir gençlik ıpıslak ve pırıl pırıl
devrilmiş bir lamba gibi yağmurda.

[“Evrensel Şarkı”nın altıncı bölümü “Amerika, Anmam Adını Boş Yere”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

İklimler

Düşer güzleri kavaklardan
o yüce oklar, yenilenmiş unutuş:
Batar ayaklar kendi temiz kabuğuna:
Acı çekmiş yaprakların soğuğu
bir büyük altın kaynaktır
ve parıldayan dikenler yükselir göğe doğru
kuru büyük şamdanların katı görünümleri,
ve pençeler arasında kokar sarı jaguar
o yaşayan damla.

[“Evrensel Şarkı”nın altıncı bölümü “Amerika, Anmam Adını Boş Yere”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy