Yannis Ritsos


Çünkü

Çünkü otobüsler durmuştu parmaklığın önünde
çünkü mankenler ışıklı vitrinlerde ellerini oynatmıştı
çünkü bisikletli kız eczanenin dışında oyalanmıştı
çünkü marangoz birahanenin cam kapısını kırmıştı
çünkü çocuk asansörde çalınmış kalemle yalnızdı
çünkü köpekler deniz kıyısındaki villaları terk etmişti
çünkü paslı rendenin üstünü ısırganlar kaplamıştı
çünkü gök külrengiydi kırmızı bir balıkla
çünkü dağdaki at yıldızdan daha yalnızdı
çünkü bunların ve onların ikisi de avlanmıştı
bundan ötürü, yalnız bundan ötürü, sana yalanlar söyledim.

Yannis Ritsos (1909-1990, Yunanistan)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

Islah Etme

Sükûnet ya da disiplin, dostluk ya da lakaytlık dediğin şey,
Bir ağzın şirin suskunluğunu gösteren ve sıkılmış dişleri saklayan
Sıkılı dişlerle kapalı bir ağız dediğin şey,
O yararlı çekiç altındaki metalin gücüdür sadece,
O korkunç çekicin altında – biliyorsun ne olduğunu:
Biçimsizlikten yol alıyorsun biçime doğru.

Yannis Ritsos (1909-1990, Yunanistan)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Tırmanış

Günlerce oturup durdu yabancı bir tarlada, bütün o zaman boyunca
Kimseler görmeden tırmanıp o çıplak incir ağacına
Bir yaprak ya da bir kuş olma duygusuyla
Bakmayı düşündü yükseklerden dünyaya,
Fakat hep birileri geçiyordu yoldan
Ve yapamıyordu düşündüğünü.

Bir akşam alacakaranlığında dikkatle baktı etrafına,
Kimseler yokken tırmanmaya başladı en yüksek dala.
O zamandı çalılıklar arasından sesler duymuştu:
“Ne yapıyorsun orada? ”. Ve yanıt vermişti:
”Bir incir, en tepede son bir incir var” demişti.
Kırılmıştı dal. Kaldırmışlardı O’nu topraktan. Yumruk yapmıştı sağ elini.
Zorla açmışlardı parmaklarını, bir şey bulamamışlardı avucunda.

Yannis Ritsos (1909-1990, Yunanistan)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

“Romiosini”den

Bu ağaçlar yaşayamaz daha küçük bir gök altında,
bu taşlar yaşayamaz yabancıların ayakları altında,
bu yüzler yaşayamaz hissetmezlerse güneşi,
bu yürekler yaşayamaz adalet içinde yaşamazlarsa.

Sessizlik kadar keskindir bu arazi,
basar haşlanmış taşları bağrına,
anasız babasız zeytin ağaçlarını
ve asmaları ışığında kucaklar,
sıkar dişlerini. Hiç su yok. Yalnızca ışık var.
Yitiyor yollar ışıkta ve bir koyun ağılının gölgesi
demirden yapılı.

Ağaçlar, ırmaklar ve sesler taşa döndüler
güneşin söndürülmemiş kirecinde.
Mermer üzerinde dans ediyor kökler. Tozla kaplı ağaçlar.
Eşekler ve kayalar. İnliyor herkes. Hiç su yok.
Güneş altında ter içinde herkes. Yıllardır böyle bu.
Herkes çiğniyor bir parça göğü, gidermek için acılığı.

Gözleri kan çanaklarına dönmüş uykusuzluktan,
gün batımında iki dağın arasındaki bir servi gibi
derin bir saban izi oyulmuş kaşları arasında.

Elleriyle tüfekleri sanki kaynak yapılmış birbirine
tüfekleri ellerinin uzantısı
elleri ruhlarının uzantısı –
öfke yatıyor dillerinde
ve acı var gözlerinin derininde
bir tuz madenindeki yıldız misali.

Koca elleriyle bastırdıklarında, dünyadan emin olur güneş,
güldüklerinde, uçar küçük kırlangıçlar gür sakallarından,
uyuduklarında, düşer on iki yıldız boş ceplerinden,
öldürüldüklerinde, kayarak yükselir hayat havaya
davullarla ve dalgalanan bayraklarla.

Haylidir herkes aç ve susuz kaldı, öldürüldü herkes,
kuşatıldı karadan ve denizden;
kuraklık mahvetti tarlalarını,
evleri içti tuzlu gölden kana kana,
devirdi rüzgâr kapılarını
ve köy meydanındaki birkaç çalıyı,
paltolarındaki deliklerden gelir ve gider ölüm,
dilleri kekreleşti bir servi kozalağı gibi,
öldü köpekleri, kendi gölgelerinin içine sarıldı,
tıkırdıyor yağmur şimdi kemiklerinde.

Nöbet tutarken kaskatı tüttürürler
afyonlu sigarayı ve gece havasını,
ayın kırık direğinin battığı hırçın denize
arayan gözlerle bakarlar.

Artık yok ekmekleri, bitti cephaneleri,
şimdi yalnızca yürekleriyle doldururlar topları.

Karadan ve denizden onca yıl kuşatıldıktan sonra,
herkes öldü açlıktan, öldürüldü herkes,
ama gene de kimse yitip gitmedi –
nöbet tutarken alazlanır gözleri
muazzam bir bayrak, kıpkızıl bir dev yangın,
ve her sabah şafakta uçar binlerce güvercin ellerinden
ufuktaki dört kapıya doğru.
Yannis Ritsos (1909-1990, Yunanistan)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
Çevirenin notu:
Yukarıdaki çeviri, Yannis Ritsos’un “Romiosini” adlı uzun şiirinin giriş bölümüdür. “Romiosini”, “Yunan/Elen olmanın özü” anlamına gelen ve kökeni Bizans İmparatorluğu’na dayanan bir sözcüktür. Ritsos’un bu şiirini çevirirken Atina yakınlarında (30 Ağustos 2007 günü) halen sürmekte olan yangın hiç aklımdan çıkmadı. Ritsos’un “Romiosini” şiirinin giriş bölümünü ciğerlerim yana yana çevirdim.