Wislawa Szymborska


Kaybolmuş Eşyalar Ofisinde Yapılmış Bir Konuşma

Bir kaç tanrıça yitirdim güneyden kuzeye doğru giderken,
ve bir o kadar da tanrı doğudan batıya giderken.
Bir kaç yıldız sonsuza dek söndüler gözlerimin önünde.
Birbiri ardınca battı adalar.
Anımsamıyorum bile pençelerimin nerede kaldığını,
kürkümü kimin taşıdığını ve omurgamda kimin oturduğunu.
Karaya doğru tırmandığımda ölmüştü kardeşlerim,
ve yalnızca küçük bir kemik var bende bu günü anımsayan.
Sıyrıldım kendi güzelim derimden, yeniden biçimledim kendimi
omurga kıvrımları ve bacaklarla,
ve her defasında yitirdim kendimi tümüyle.
Her şeye kapattım üçüncü gözümü çoktan beridir,
süzülüp gitmişti bir yüzgeçle, salınıp durmuştu bir dalda.

Kaybolmuş, iz bırakmadan yitip gitmiş
ve dağılıp gitmiş tüm rüzgârlarda
yitirilmeye bırakmadığım şeylerin bu kadar az olması şaşırtıcı:
hâlâ insan türünden bir tek insan
ki dün tramvaya binmiş ve telaş içindeyken
şemsiyesini kaybetmişti.

Wislawa Szymborska (1923-2012, Polonya. 1996 Nobel Edebiyat Ödülü)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

Küçük Bir Tohumun Görünüşü

Küçük bir tohum adını vermişiz ona.
Fakat kendisi ne tohum der kendisine ne de küçük.
Sıradan ya da belirli bir ismi önemsemez,
uçucu ya da kalıcı, yanlış ya da doğru bir adı da.

Bakışlarımıza gereksinimi yoktur, dokunuşumuza da.
Ne gözlenildiğini ne de dokunulduğunu hisseder.
Ve pencere eşiğine düşen şey
yalnızca bizim serüvenimizdir, onun değil.
Herhangi bir yere düşmekle aynı şeydir bu,
Bilmeden biraz önce düştüğünü
ya da hâlâ düşüyor olduğunu.

Bir pencereden görünen güzelim bir deniz manzarası,
fakat bu manzara kendi kendisini göremez.
Renksiz ve biçimsiz, sessiz, kokusuz
ve acısız yaşıyor o bu dünyada.

Denizin dibi dipsiz, kıyıları kıyısız.
Denizin suları ne ıslaktır ne de kuru.
Dalgalar ne tekildir ne de çoğul,
Ne büyük ne de küçük olan kayalardaki
kendi fışkırtısına sağır deniz.

Doğuştan göksüz olan göğün altında bütün bunlar,
ki güneş batmadan batar orda
ve saklamadan saklar kendini gafil bulutların ardına.
Üzerinden estiği yeryüzünden başka yüzeyi
Sıyıramaz yel.

Bir saniye geçiyor, bir saniye daha, bir üçüncüsü sonra.
Fakat tüm bunlar bizim üç saniyemizdir yalnızca.

İvedi bir haber ulaştıracak bir ulak gibi zaman.
Fakat bu yalnızca bizim benzetmemiz.

Biçim kendi buluşumuz, ivedilik de öyle.
Fakat haberin kendisi acımasız.

Wislawa Szymborska (1923-2012, Polonya. 1996 Nobel Edebiyat Ödülü)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy