William Shakespeare


19. Sone

Ey obur zaman, körelt aslanın pençelerini,
Ve bırak tıkınsın dünya kendi şirin evlatlarını;
Azgın kaplan çenelerinden çek o heveskâr dişi,
Ve yak kendi kanında uzun ömürlü Anka’yı;
Geçip giderken oluştur neşeli ve üzgün mevsimleri,
Ve ey tez ayaklı zaman, yap canının istediği gibi
Bu engin dünyayı ve onun solan şirinliklerini;
Fakat men ederim sana şu iğrenç suçu işlemeyi:
Ah, saatlerinle yontma sevgilimin o güzel alnını,
O kadim kaleminle çizme oraya herhangi bir çizgiyi!
İnsanda sürsün diye güzelliğin tarzı
Bırak ki lekelenmesin sevgilim, sen izlerken rotanı.
Gene de istediğin çirkefliği yap, ey köhne zaman! Ne halt yersen ye
Genç olarak yaşamayı sürdürecek sevgilim şiirimde.

William Shakespeare (1564-1616, İngiltere)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

29. Sone

Talihin ve insanların gözünden düştüğümde
Dışlanmış biri olarak ağlarım hâlime,
Ve rahatsız ederim sağır gökleri feryatlarımla boş yere,
Ve dönüp baktığımda kendime, ve sövdüğümde kaderime,
İsterim ümit konusunda daha zengin olmayı,
Falan gibi buyur edilmeyi, filanınki gibi çok dostumun olmasını,
Falanca kadar hünerli olmayı, ve filanca gibi dâhi olmayı.
Gel gör ki, en çok zevk veren şeyler en az tatmin eder şahsımı.
Bu düşünceler içindeyken ve handiyse iğrenirken kendimden,
Ne mutlu ki sen düşersin yâdıma, ve sonra düşünürüm hâlimi,
Şafak sökerken somurtkan topraktan yükselen
Cennet kapısında ilahî söyleyen tarla kuşu misali.
Senin tatlı aşkını hatırlamak öyle bir servettir ki bana
Küçümserim tacı tahtı, değişmem yerimi krallarla.

William Shakespeare (1564-1616, İngiltere)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

7. Sone

Bak! O görkemli ışık kaldırırken yanan başını
Doğuda, altındaki her bir göz kutsar
Onun yeni oluşan endamını,
Kutsal ihtişamını bakışlarıyla kutlarlar;
Ve tırmanırken o dik göksel yamacı,
Orta yaşında bile gücü gençliğindeki gibidir,
Hâlâ hayrandır güzelliğine onların ölümlü bakışları,
Eşlik ederler ona o altın yolculukta.
Fakat doruk noktasından sonra, o bitkin at arabasıyla,
Dermansız ihtiyar misali, yalpalayarak yürür gün ortasında,
Eskiden itaatkâr olan o gözler bakmaz onun derin uçurumuna,
Ve bakarlar şimdi hep başka taraflara.
Orta yaşı geçtiğin zaman, işte böylesin sen,
Kimse bakmazken ölür gidersin, bir oğul sahibi değilsen.

William Shakespeare (1564-1616, İngiltere)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

6. Sone

Sakın silmesin kışın partal eli
Yazını baharını, damıtılmadan benliğin:
Akıt şirinliğini bir şişeye; doldur hazineni,
Kendisini yok etmeden doldur hazinesini güzelliğinin.
Gönülden borç ödeyenleri mutlu ediyorsa,
Yasadışı tefecilik sayılmaz bu;
Bir başka sen türetmek öncelikli vazifen, unutma,
Biri on yapan elbette olur on kat daha mutlu;
On kere sen daha mutlu olurdun bir tek senden,
On kere sen on kere daha türetilebilseydin kendinden:
Ölüm çaresiz kalır o vakit, sen göçerken,
Gelecek nesillerde yaşamana göz yumarken.
Yazık olmasın o eşsiz güzelliğine, bırak bencilliği,
Mirasçın olmasın solucanlar ve zapt etmesin ölüm seni.

William Shakespeare (1564-1616, İngiltere)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

66. Sone

Bıktım tüm bunlardan, huzur ver bana ölüm.
Serveti hak eden dilenci doğmuş, bıktı gönlüm.
Erdemsize en güzel urbalar düşmüş,
Heyhat, en saf inanç arsızca düşürülmüş.
Sürgün olmuş pırıl pırıl onur hayasızca,
Bakire erdem fahişeleştirilmiş hoyratça,
Gerçek hüner lekelenmiş haksızca.
Gücü felç etmiş iktidardaki beceriksizler,
Sanatın diline kilit vurmuş sansürcüler.
Ahmaklık ve ukalalık hünere yeğ tutulmuş.
Yalın gerçek bayağılık olarak adlandırılmış.
Tutsak düşmüş iyilik, kötülüğe kul köle kılınmış.
Bıktım tüm bunlardan, dünyayı bırakmak isterdim.
Ölmek bir şey değil, sevdiğimi yalnız bırakabilseydim.

William Shakespeare (1564-1616)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

46. Sone

Gözümle gönlüm ölümcül bir savaşta,
Yanaşmazlar görüntünü paylaşmaya;
Gözüm engeller gönlümün sana bakmasını,
Gönlümse elinden almak ister gözün hakkını.
Gönlüm hep yürekte olduğunu söyler, der:
Kapalı durur bir kutuda, göremez berrak gözler.
Fakat gözler bunu reddedip, kendini savunur,
Ve der ki: o güzelim görüntü bizde durur.
Karar verebilmek için kim yanlış kim doğru
Toplanır yürekte kiracı bir fikir kurulu,
Ve verirler onlar kararı, berrak gözün payını
Ve sevgili gönlün hakkını.
Gereği düşünüldü: dış görünümünü sevmek gözüme
Gönlündeki aşkı sevmek de gönlüme.

William Shakespeare (1564-1616)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

44. Sone

Etimin bu kasvetli özü fikir olsaydı,
Yolumu zalim mesafe durduramazdı,
Değil mi ki gelirdim bakmadan mesafeye,
Uzaklardaki sınırlardan olduğun yere.
Mesele değil zaten ayaklarım dursa da
Senden en uzaktaki toprakta,
Çünkü aşardı fikrim denizi ve toprağı,
Düşünür düşünmez nerede kaldığını.
Fakat ah! Fikir olmadığım fikri kahreder beni,
Sen gittiğinde aşabilmek uzun mesafeleri,
Heyhat, karılmış hamurum toprakla ve suyla,
Zamanın keyfine uymalıyım bir yakınmayla.
Ağır maddeleri alıyorum elime, elde var sıfır,
Ama her iki derdin nişanı, gözyaşlarım, ağır mı ağır.

William Shakespeare (1564-1616)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Sonraki Sayfa »