William Shakespeare


66. Sone

Bıktım tüm bunlardan, huzur ver bana ölüm.
Serveti hak eden dilenci doğmuş, bıktı gönlüm.
Erdemsize en güzel urbalar düşmüş,
Heyhat, en saf inanç arsızca düşürülmüş.
Sürgün olmuş pırıl pırıl onur hayasızca,
Bakire erdem fahişeleştirilmiş hoyratça,
Gerçek hüner lekelenmiş haksızca.
Gücü felç etmiş iktidardaki beceriksizler,
Sanatın diline kilit vurmuş sansürcüler.
Ahmaklık ve ukalalık hünere yeğ tutulmuş.
Yalın gerçek bayağılık olarak adlandırılmış.
Tutsak düşmüş iyilik, kötülüğe kul köle kılınmış.
Bıktım tüm bunlardan, dünyayı bırakmak isterdim.
Ölmek bir şey değil, sevdiğimi yalnız bırakabilseydim.

William Shakespeare (1564-1616)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

46. Sone

Gözümle gönlüm ölümcül bir savaşta,
Yanaşmazlar görüntünü paylaşmaya;
Gözüm engeller gönlümün sana bakmasını,
Gönlümse elinden almak ister gözün hakkını.
Gönlüm hep yürekte olduğunu söyler, der:
Kapalı durur bir kutuda, göremez berrak gözler.
Fakat gözler bunu reddedip, kendini savunur,
Ve der ki: o güzelim görüntü bizde durur.
Karar verebilmek için kim yanlış kim doğru
Toplanır yürekte kiracı bir fikir kurulu,
Ve verirler onlar kararı, berrak gözün payını
Ve sevgili gönlün hakkını.
Gereği düşünüldü: dış görünümünü sevmek gözüme
Gönlündeki aşkı sevmek de gönlüme.

William Shakespeare (1564-1616)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

44. Sone

Etimin bu kasvetli özü fikir olsaydı,
Yolumu zalim mesafe durduramazdı,
Değil mi ki gelirdim bakmadan mesafeye,
Uzaklardaki sınırlardan olduğun yere.
Mesele değil zaten ayaklarım dursa da
Senden en uzaktaki toprakta,
Çünkü aşardı fikrim denizi ve toprağı,
Düşünür düşünmez nerede kaldığını.
Fakat ah! Fikir olmadığım fikri kahreder beni,
Sen gittiğinde aşabilmek uzun mesafeleri,
Heyhat, karılmış hamurum toprakla ve suyla,
Zamanın keyfine uymalıyım bir yakınmayla.
Ağır maddeleri alıyorum elime, elde var sıfır,
Ama her iki derdin nişanı, gözyaşlarım, ağır mı ağır.

William Shakespeare (1564-1616)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

61. Sone

Bitap gecede ağır gözkapaklarımın
Görüntünle açık durması mıdır muradın?
Arzun bölünmesi midir uykularımın?
Sana benzer gölgeler bakışımı mı kandırsın?
Yuvasından bu denli uzak, özünden gönderdiğin
Ruhun mudur, yaptıklarımı gözlesin?
Bulsun diye bende utançları ve aylak saatleri,
Kıskançlığını doğrulasın ve onaylasın diye seni.
Ah hayır! Çok olsa bile sevgin, öyle büyük sayılmaz:
Benim aşkımdır, gözlerimi kapatmaz;
Gerçek aşkımdır bozan huzurumu,
Senin için nöbet tutarım zamanlar boyu.
Çünkü bekçiliğini yaparken, bir yerlerde uyanıksın:
Benden çok uzakta, başkalarınaysa çok yakınsın.
William Shakespeare (1564-1616)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

5. Sone

Bütün gözlerin konduğu şu başyapıtı
Hünerli ellerle biçimleyen o saatler,
Aynı güzelliğe gösterir sonra zorbalığını
Ve o eşsiz güzellikten kalmaz hiç eser;
O gudubet kışa götürür yazı zaman
Öldürmek için hiç soluk almadan;
Donar özsu, eser kalmaz canlı yapraklardan,
Güzellik kar altındadır ve her taraf anadan üryan:
Cam duvarlar ardında bir mahpus sıvıydı
Yazın damıtılmış özü, ki iyi saklanmamış olsaydı,
Güzelliğin etkisinden güzel de mahrum kalırdı,
Ne mene bir şey olduğunu da kimse hatırlamazdı:
Fakat özsuyu alınmış o çiçekler, kışla karşılaşsa bile,
Süsünü kaybeder sadece. Özleri yaşar şirinlikleriyle.

William Shakespeare (1564-1616, İngiltere)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

4. Sone

Müsrif aşk, niçin harcarsın kendine
Kendi güzelliğinin mirasını?
Karşılıksız vermez doğa, ödünç verir sadece,
Ve esirgemez ödünç verirken cömertlere.
Ey güzel cimri, niye kullanırsın kötüye
Veresin diye sana cömertçe verilmiş olanı?
Ey kazançsız tefeci, harcarsın da onca büyük miktarı
Niçin yaratamazsın bir hayatı?
Sadece kendinle görüştüğünde sen,
Kendi şirin özünü aldatan da yine sen.
Gitmek için çağırdığında doğa seni,
Hangi kabul edilebilir hesap kalacak geri?
Kullanmadığın güzellik de gömülür seninle,
Kullanırsan eğer, güzelliğin yaşar vârisinde.

William Shakespeare (1564-1616, İngiltere)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

3. Sone

Aynana bak ve gördüğün yüze de ki:
Yeni bir yüz oluşturmanın zamanı şimdi.
O canlı ıslah tazelemezse seni
Hem dünyayı aldatırsın hem de bir anneyi.
El değmemiş dölyatağıyla o güzel nerdedir ki
Küçümseyecek senin ektiğin ekini?
Ya da var mıdır böyle kendi özünün sevgilisi
Bir adam ki yeğlesin ölümü sürdürmektense neslini?
Kendi annenin aynasısın sen ve O sana bakarken
Gençliğin Nisan ayını çağrıştırırsın O’na sen.
Bakıp dursan bile görürsün yaşlılığın penceresinden,
Her zaman kendi altın çağını, kırışıklıklara rağmen.
Fakat eğer yaşıyorsan hatırlanmamak için,
Yalnız ölürsün, ve seninle de birlikte ölür şu suretin.

William Shakespeare (1564-1616, İngiltere)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Sonraki Sayfa »