Wallace Stevens


Tanrı İyidir. Güzel Bir Gecedir

Etrafa bak, kahverengi aya, kahverengi kuşa, sen uçmaya doğrulduğunda,
Etrafa bak kafaya ve yerdeki
Çalgıya.

Etrafa bak hey sen uçmaya doğrulduğunda, kahverengi aya,
Kitaba ve ayakkabıya, kapıdaki
Çürümüş güle.

Bu mekândı işte dün gece geldiğin,
Uçup yakınlaştığın, doğrulup kaçmadan uçtuğun yer.
Şimdi, yeniden,

Işığında, konuşuyor baş. Kitap okuyor.
Âlim oluyor yeniden, arıyor göksel
Bir randevuyu,

En paslı tellerdeki tiz müziği seçerek,
En kızıl ıtırını ezerek kütüğünden
Yazın.

Saygın bir şarkı düşer coşkun kanatlarından.
Çağının büyük uzay şarkısı delip geçer
Taze geceyi.

Wallace Stevens (1879-1955, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Harekettir Hayat

Oklahoma’da,
Bonnie ve Josie,
Giymişler patiskaları,
Dans ederler bir kütüğün etrafında.
”Ohoyaho” diye
Bağırırlar…
Ohoo diye
Kutlamaktalar evliliğini
Tenin ve havanın.

Wallace Stevens (1879-1955, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Aşkın Yeniden Beyanı

Gece şarkıları hakkında bir şey bilmez ki gece.
Nasıl ki ben ben isem, o da öyledir işte:
Ve anlayınca bunu, en iyi şekilde anlıyorum kendimi

Ve seni. Yalnızca ikimiz değiş tokuş edebiliriz
Her birimizin vereceği ne varsa ötekine.
Yalnızca ikimiz yekiz, sen ve gece değil,

Geceyle ben de değil, fakat sen ve ben, yalnızca,
Öyle yalnız ki, öyle dibine kadar kendi kendimizle ki,
Tesadüfî inzivanın çok daha ötesindeyiz,

Şu gece yalnızca kendi kendimizin dekorudur,
Fevkalâde dürüstüz her birimiz bağımsız benliğimize,
O solgun ışıkta yansıtırız her birimiz ötekine.

Wallace Stevens (1879-1955, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Okur

Oturdum bir kitap okudum bütün gece,
Oturdum okuyarak hüzünlü sayfalarla dolu
O kitabın içindeymişim gibi.

Güzdü ve ayışında çömelmiş
O büzüşmüş biçimleri kapladı
Düşen yıldızlar.

Ben okurken yanan lamba yoktu,
Mırıldanıyordu bir ses, “Her şey
Geri düşer soğukluğa,

Misk kokulu misket şarapları,
Kavunlar, yapraksız bahçenin
Kıpkızıl armutları bile.”

Hüzünlü sayfalarda basılı harf yoktu,
Sadece yanan yıldızların izi vardı
O buzlu semada.

Wallace Stevens (1879-1955, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Siyahın Egemenliği

Gecede, ateşin yanında,
Çalıların ve dökülmüş yaprakların
Renkleri,
Tekrarlarlar kendilerini,
Dönenirler odada,
Tıpkı bizzat yapraklardır
Dönenip duran rüzgârda.
Evet: ağır bir köknarın rengi
İlerler uzun adımlarla.
Ve ben hatırlamıştım tavus kuşlarının çığırışlarını.

Kuyruklarının renkleri
Tıpkı bizzat yapraklardı
Dönenip duran rüzgârda,
Alacakaranlığın rüzgârında.
Odanın üstünden sıyırıp geçtiler,
Sanki uçmuştular köknarın bir dalından
Aşağıya, toprağa.
Duydum onların çığırışlarını – tavus kuşlarının.
Alacakaranlığa karşı bir çığlık mıydı bu
Veya rüzgârda fırdöndü yaprakların
Bizzat kendisine karşı mıydı bu çığlık,
Ateşteki alazlar gibi
Dönenen ve dönüşen,
Tavus kuşlarının kuyrukları döndükçe
Dönerdi cafcaflı ateşte,
Tavus kuşlarının çığlığıyla dolu
Köknar misali cafcaflıydı mıydı?
Bu çığlık köknara karşı mı atılmıştı yoksa?

Pencerenin dışında,
Gördüm gezegenlerin nasıl da toplandığını
Tıpkı bizzat yapraklardı
Dönenip duran rüzgârda.
Gördüm gecenin nasıl geldiğini,
İlerledi uzun adımlarla ağır bir köknarın rengi misali,
Korktum bundan.
Ve hatırladım tavus kuşlarının çığırışlarını.

Wallace Stevens (1879-1955, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Bir Askerin Ölümü

Hayat büzüşür ve beklenir ölüm,
Hazan mevsiminde gibi,
Düşer asker.

Manşetlerde gidişi anlatılan
Üç günlük şahsiyet olmaz,
Debdebe istemez.

Mutlaktır ölüm ve yoktur anıtı,
Hazan mevsiminde gibi,
Rüzgâr kesilince,

Ve rüzgâr kesilince, göklerde
Gider bulutlar gene de
Kendi yollarına.

Wallace Stevens (1879-1955, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Saf Şiir Soyuttur

Neyle iki büklüm olur gün? Bizim Güzel Dünyamız’ın
Konferansçısı oluşturur kendi kendisini
Ve gezegen gülünün kenarını bastırır ve sola kıvırır uygunca,

Ve kırmızıdır, ve doğrudur. Özel soru – burada
Özel soruya verilen özel yanıt
Söz konusu değil – söz konusu olan sorudur.

Gün eğer iki büklüm olursa, ifşaatlarla olmaz bu.
Bir soru sormayı sürdürür. Oradaki, o zamanki,
Kategorilerden biridir. Yani, bu yerleştirilmiş alan

Değişmiştir. Düşündüğümüz gibi öyle mavi değildir. Sorular bulunmamalı
Mavi olmak hakkında. Kıvrım kıvrım toparlak
Bir zekâdır ve şuraya buraya kaçınmadır,

Yanlış imalardaki ve mesafelerdeki iki büklüm oluşlar,
Kaçtığımız bir idrak değildir: anında mevcuttur
Uzaydaki her yerde, bulut kutbu

İletişimin. Yeterli olurdu
Şayet tek bir kez olsun, ortasında, sabit durabilseydik
Bizim Güzel Dünyamız’da ve şimdiki gibi

Çaresizce kıyısında durmazken, tamamlamak için
Yeterli gene de, çünkü tam ortada, sadece duyuda,
Ve o muazzam duyudadır saf zevk.

Wallace Stevens (1879-1955, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Sonraki Sayfa »