Akçaağaç

Haylidir duruyor, şimdi akçaağaç sapsarı;
her sabah sis, soğuktan bir demet
altında yaprak ormanının bütün gün,
hınzır soğuk bir nem,
yapışkan, kemirgen, karanlık çökerken,
tadı gibi demirin dil üzerinde,
yaprakları gevşeten bu gece ayazı
ve sapları aşındıran – erkenden gene
bir kırağı örtüsü o katı çimde
ve güneş önünde çarçabuk yükselen buğu,
garip ve havadar her şey, ayrılıkla
yanar durur. Acısız ayrılık,
üzüntüsüz mis kokulu özgürlük
ve ardından hiçlik, plansızlık –

Duyduğumda bir sığırcık sürüsünü
Bir çok rüzgârın hiddetli seğirtmesi –
Bir anda duruyor o sarı ağaç
kıvançla tutuşmuş! Bu kuşlar,
ağaca değgin değil,
fakat kirece ve balçığa ve havaya ve renge değgin
ve hakkında bir şey bilmediğimize: sevince
ne ki dolduruyorlar ağacı
isterik çığlıklarla, dinle ağaç şarkı söylüyor,
ateşten diller, ateşten gırtlaklar,
sesten depremler, – bir mutluluk
ki alazlanıyor hava – ayrılık, ayrılık;
fakat acı olanaksız burada,
kulaktaki bu vahşi çığlıkla
bilirim ki sevinç hayatta kalır,
hadi benim sevincimi de al – uzak ihtimal
ihtiyacınız olması fakat sevinç
toplanmalı bütün coşkunlukla
kıskançlıkların solduğu
kıskançların, farkın ve kinin yok olduğu orada,
çünkü herkes bunda, – bölen
bölünmeyen coşkun sevinçte
bu yer var; bundan sonrası da hayat

Çünkü kimse değildir sahibi sevincin, ben
değilim, ağaç da değil, kuş da,
fakat galiba ağaç, kuş biraz daha fazla hâlâ –
sarı ağaçtan metalik bir karanlık,
başka bir ağaç tutuşuyor şimdi,
tutuşuyor dışardan – çok sessizce
yanıyor hâlâ akçaağaç,
kendi sessizliğiyle o denli dolu ki,
içsel bir güneşten, ki sallanıyor tacı –
tamamlanmışlık, açıklık, sessizlik fırtına öncesi,
kasım karanlığı, kış dinlenişi
ve topraktaki yaprakların günışığı gibi ışıldadığı
sonraki soğuk akşamlar öncesi
yayılmış altına ağacın,
güzelim bir günışığı: bende ve
alnımı dayadığım ağaçta, karanlık büyürken
ve büyürken yürek, güneşle dolmuş.

Thorkild Björnvig (1918-2004, Danimarka)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar