Robert Frost


Ateş ve Buz

Dünyanın sonu ateştir diyor bazıları
Bazıları da buz.
Arzuyu tatmış biri olarak
Ateşin tarafını tutuyorum ben.
Fakat dünya iki kere yok edilebilse
Buzla yok oluş da
Şahane ve yeterli olur diyebilecek kadar
Biliyorum nefreti de sanırım.

Robert Frost
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

Geceyle Tanışık

Geceyle tanışık biri oldum çıktım.
Yağmurun dışında ve içinde yürüdüm.
Çıktım şehir ışıklarının dışına.
En hüzünlü kentin daracık sokağına bakıp durdum.
Geçtim bekçinin yanından
Ve indirdim gözlerimi, açıklama yapmak istemeden.
Uzakta bölünmüş bir ağlayış
Başka caddeden evlerin üstüne geldiğinde
Sessiz durdum ve durdurdum ayaklarımın sesini.
Fakat geri çağırış veya veda için değildi,
Ve dahası dünyasal olmayan bir tepede
Göğe karşı ışıklı bir saatti,
İkrar ediyordu zamanın ne doğru ne de yanlış olduğunu.
Geceyle tanışık biri oldum çıktım.

Robert Frost
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Sadakat

Okyanusa kıyı olmaktan daha büyük
Sadakat düşünemez yürek,
Bir duruşun kıvrımını tutarak,
Sayısız bir tekrarı sayarak.

Robert Frost (1874-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Duvar Onarımı

Donmuş toprağın dalgasını duvar dibine gönderen
Duvarı sevmeyen bir şeyler vardır,
Ve güneş altında kazara döker yukarıdaki iri kayaları,
Ve iki kişinin yan yana geçebileceği boşluklar oluşturur.
Avcıların marifeti başka bir şeydir:
Taş üstünde taş bırakmadıklarında
Onarım yapmaya geldim onların ardı sıra,
Fakat gizlendiği yerden çıkarırlardı tavşanı,
Hoşnut etmek için havlayan köpekleri. Bahsettiğim boşlukların
Yapımını ne kimse gördü ne de işitti,
Fakat baharın onarım zamanında buluruz onları orada.
Tepenin ardını bilsin istedim komşum;
Ve bir gün buluştuk çizgide yürümek için
Ve tekrar belirlemek için aramızdaki duvarı.

Yürürken koruruz aramızdaki duvarı.
Her birimizin payı tarafımıza düşen kayalardır.
Ve bazıları somun gibidir ve bazıları handiyse gülle
Dengede tutabilmek için onları nöbet tutmalı:
“Sırtlarımızı dönene kadar sen orada kal! ”
Dokunarak onlara kuşanırız parmaklarımızın pürtüklülüğünü.
Ah, yalnızca başka bir oyundur dışarıda oynanan,
Herkes bir tarafta. Dahası da var:
Duvarın olduğu yerde duvarın gereği yoktur:
Onun ağaçları hep çamdır ve benim bahçemde ise elmalar.
Elma ağaçlarım asla karşıya geçerek
Çam ağaçlarındaki kozalaklarını yemezler, diyorum O’na.
“İyi çitler iyi komşular yaratır” diyor yalnızca.
İçimdeki haylazlıktır bahar, ve merak ederim
O’nun aklına bir fikir koyabilir miydim diye:

“Çitler ne diye iyi komşular yaratsın ki? Çitler
İneklerin olduğu yerde değil midir?
Fakat burada inek yok ki.
Bir duvar örmeden önce bilmek isterdim
Neyi duvarın içinde ve dışında bırakıyorum,
Ve kime bir suç yükleyeceğimi.
Duvarı sevmeyen bir şeyler vardır,
Duvarı yıkmak isteyen”. “Peri” adını takabilirim O’na,
Fakat tam olarak peri değil, ve keşke
Kendisi söyleyebilseydi kendisine. Orada görürüm O’nu
Her bir elinde tepesinden kavradığı bir taşı
Kararlılıkla getirir, tıpkı taş devrinin yabanisi gibi silâhlanmış.
Karanlıkta kımıldar gibi gelir bana,
Ağaçların ve ağaç gölgelerinin değil yalnızca.
Babasının söyleyişinin ötesine geçmeyecek,
Ve bunu çok iyi düşünmüş olmaktan hoşlanır
Ve yeniden der ki, “iyi çitler iyi komşular yaratır”.

Robert Frost (1874-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy