R. M. Rilke


Yalnızlık

Yalnızlık bir yağmur gibidir.
Denizden akşamlara yükselir;
uzak ve ıssız ovalardan esip gelir,
çıkar göğe, her zamanki yerine.
Ve düşer gökten kentin üstüne.

Tüm sokaklar yüzünü sabaha döndürürken
ve hayalkırıklığıyla ve hüzünle ayrılırken
birbirinden bir şey bulamamış iki beden,
ve insanlar birbirleriyle bir yataktayken
karşılıklı nefret içinde yatmak zorundayken
aradaki o zamanların içine yağmur gibi yağar:

sonra da yalnızlık ırmaklarla akar…

Rainer Maria Rilke (1875-1927)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

Güz Günü

Tanrım, zamanıdır şimdi. Yaz çok müthişti.
Güneş saatinin üstüne bırak gölgeni,
ve estir tarlaların yellerini.

Emret son meyvelere olgunlaşmayı;
güneysi iki gün daha ver onlara,
davet et onları tamamlanmaya
ve devam ettir ağır şarabın son tadını.

Şimdi yuvası olmayanlar, kuramayacaklar bundan sonra.
Şimdi yalnız olanlar, daha bir hayli yalnız kalacaklar,
bakacaklar, okuyacaklar, uzun mektuplar yazacaklar
ve caddede bir aşağı bir yukarı huzursuzca
dolanacaklar, sürüklenirken yapraklar.

Rainer Maria Rilke (1875-1927)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Panter

(Paris Botanik Bahçesi’nde)

O daimi parmaklıklardan öyle bıktı ki,
hiçbir şey barındıramıyordu bakışı.
Sanki binlerce parmaklık vardı.
Ve parmaklıkların ötesinde dünya yoktu.

Güçlü esnek adımların atılımıyla
küçücük çemberler çizmesi,
büyük bir istencin felçli gibi durduğu
merkezin etrafında kudret dansı gibiydi.

Yalnızca bazen gözbebeklerinin perdeleri
kalkardı sessizce. Gergin tutuk kaslar arasından
akan bir görüntü girerdi içeri,
dalardı yüreğine ve yiter giderdi.

Rainer Maria Rilke (1875-1927)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy