Çimde

Rüzgâr kuyruk ve yeleyi bunaltmayana dek
Sığındıkları o soğuk gölgede
Zorlukla seçer onları göz;
Sonra biri kırkar çimeni, ve dolanıp durur
– Öbürü bakmayı sürdürür sanki –
Ve durup sıradan olur yeniden

Fakat on beş yıl önce, belki
İki düzine mesafe yeterdi
Onları masallaştırmaya: Kupaların ve
Bahislerin ve Engellerin baygın ikindilerinde,
İsimleri hünerle kakılırdı içine
Solgun, klasik Haziran kupalarının –

Başlangıç noktasında ipekler: göğe karşı
Sayılar ve güneş şemsiyeleri: dışarıda,
Boş arabaların kıtaları, ve sıcak,
Ve çöp dökülmüş çim: son baskı
Sokak gazetelerinin sütunlarında yatışana dek
Örtüsüzce asılan o uzun haykırış sonra.

Kulakları etrafındaki sinekler misali tebelleş mi olur anılar?
Sallarlar kafalarını. Alacakaranlık tamamıyla doldurur gölgeleri.
Rahatsız etmeyen çayırlıklar dışında ne varsa
Çalınıp gitti hepsi yazdan yaza,
Başlangıç kapıları, kalabalıklar ve haykırışlar –
Yaşar yıllıklara yazılmış isimleri; kaçındılar

İsimlerinden, ve huzur içinde durdular,
Ya da keyifli bir şeye doğru dörtnala koştular,
Ve hedeflerine doğru ilerlerken ne bir dürbün
Ne de meraklı bir kronometrenin kehânetleri görür onları:
Sadece seyisler, ve seyislerin yamağı,
Gemlerle birlikte gelirler akşamın içine.

Philip Larkin (1922-1985, İngiltere)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy