Son Sahneye Şarkı

Yüzün şimdi yüreğimde olduğundan ötürü,
Ayva ve kavunun, taze bir alaz gibi sarının
Dikenli yıldızçiçekleri ve çoban asasıyla uzandığı
Yüreğinin kararan çerçevesine oranla
Daha az bakarım yüzünün çehresine.
Ötede, bir bahçe. Tırpanlar asılı dursa da elma ağaçlarında,
Orada, küstah rahatlıkta kurşun ve mermer figürler seyreder
Gönülsüzce giden başka bir yazın gösterisini.

Yüzün şimdi yüreğimde olduğundan, bakarım.

Sesin şimdi yüreğimde olduğundan, anlarım
Kasvetli bir sayfadaki kara akortları.
Sallayan ve kanayan sözcüklerle
Karışmış simgeleriyle müzik
Müziğin hapishanesi için yapılmamıştır.
Notalar mekik dokur saf yankısız sessizlikte.
Çifte bir düşte hecelemeliyim fırtınayı, akan seli.
Vuruş aşırı hızlıdır. Karanlıkta değişir notalar.

Sesin şimdi yüreğimde olduğundan, anlarım.

Yüreğin şimdi yüreğimde olduğundan, görürüm
Kocaman gemileri ve dış çerçeveleriyle iskeleleri;
Donanımı ve yükü ve köleleri
Bozuk bir göğün altındaki tuhaf bir sahilde.
Ayrılış değildir ey, fakat tamamlanmış bir yolculuktur!
Balyalar durur taşta; kızıl pası aşağı doğru inerken
İnilder çapa, ve uzun asmalar emekler
Tuz otunun yanı sıra, uzayan güneşte.

Yüreğin şimdi yüreğimde olduğundan, görürüm.

Louise Bogan (1897-1970, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar