Ivan Malinovski


Bir Yazın Anısına

her şey olanaklı sanılır ağustos gibi geç bir zamanda
hayat bile kanın kana sığınması bile

hiç bir midye süngülerle açılmadı
hiç bir resim izlemedi bizi gözkapaklarımızın ardına dek

katırtırnağı çiçekleri hışırdadı sarı güneş altında
ve kuşku fırlatmayı düşündü sargı bezini

arasıra getirdi rüzgâr her zamanki gibi
henüz sıcak külden bir mektup: ne ki

yoktu güvercinlerin bildirebileceği önemli bir şey
duvar sıvaları ya da ufuktaki yüksek basınç hakkında

belki daha iyi biliyordu uçurtma gölgeleri duyargaları
belki kendimiz görmeliydik bunu: aralıksız

izledi yakıcı bir göz umudumuzu ve yüreksizliğimizi

İvan Malinovski (1926-1989, Danimarka)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

Yabancılaştırılmışlar

Yürüyorlar caddede geliyorlar ve gidiyorlar
Bilmiyorlar birbirlerine baktıklarını
Birlikte yatıyorlar zaman öldürmek için
Bilmiyorlar mağazalarda bir şeyler satın aldıklarını
Eve gidip kahve içiyorlar hepsi bu işte
Çok alçakgönüllüler bilmiyorlar
Çok alçakgönüllü bir sayıda çarpı işareti oluşturuyorlar
Çok alçakgönüllü bir sayıdaki seçim pusulalarında ekmek-karnelerinde
Kendilerine yetiyor bu geliyorlar ve gidiyorlar
Torna tezgahlarındalar bir çamaşır ipinin yanındalar
Görmüyorlar her gün yapı iskelesininn yanında durduklarını
Dilsiz onlar ayrık bakıyorlar gökyüzüne
Giysileri içinde oldukça şıklar yürüyorlar caddede
Nerdeyse her şeyleri var açıklar her bir şeye
Geliyorlar ve gidiyorlar bir öyküleri yok onların
İz bırakmıyorlar yok gölgeleri
Renkleri orman toprağına düşen kurumuş yaprakların renkleri
Kumun ya da küçük kumul hayvanların renkleri gibi
Düşünürler düşünmesine ne ki çoğunlukla yanlış
Duyumsadıkları çoğunlukla başkalarının istedikleridir
Kendilerine ve başkalarına yabancılaşmışlar
Nerdeyse yaşamıyorlar geliyorlar ve gidiyorlar
Birbirlerine satıp alıyorlar alıp satıyorlar birbirlerini
Birbirlerini öldürebilirler zaman öldürmek için
Her şey için kullanılabilirler bu onların suçu
Ne ki birileri suçsuz bulunacaksa gene de onlardır
Dilsizler onlar bilmiyorlar ki sürekli konuştuklarını
Yürüyorlar caddede yakışıyor giyitleri onlara
Geliyorlar ve gidiyorlar çok az çıkıyorlar gazetelere
”Bir çeyrek milyon düştü bugün” dendiğinde onlardır bu
Bilmiyorlar birbirlerine çok yakın yürüdüklerini
Seçim ya da Pazar isimleri altında yürüyorlar
Ne ki bilmiyorum haddinden çok fazla mı yoksa yeterinceler mi
Oltaya takılmış yemle besleniyorlar
Bak şuradaki bakkalda duran şeye görmüyorlar kancayı
Bak şuradaki mağazalarda duran şeylere yetiyor bu onlara
Bilmiyorlar eve gidip kahve içtiklerini
Kimse düşlemiyor onlara karışmaya
Çok uzaktalar başka bir dünya emmiş onları
Ayrılmışlar ne ki kim tarafından bilmek isterdim
Geliyorlar ve gidiyorlar düşündüklerinden daha güçlüler
Her halikârda onlardır koruyan ölüm sıcaklığını ve leş kokusunu
Belki hiç duymamışlardır bunu ne ki işte böyle bu
İz bırakmıyorlar gölgeleri yok
Her bir şey için doğabilirler
Her bir şey için kullanılabilirler bir şeyler yanlış bunda
Dünyaya getirilirler yürürler bir zaman caddede
Pencere pervazında otururlar bir zaman sonra çokca uyurlar
Yakılırlar ya da gömülürler
Ya da boğulurlar suda bir kazada
İşte bütün bunlar kast edilmiştir
Yaşayıp ölürler bir hayat yaşamadan
Geberirler gezip görmeden
Harzen Malmö Mallorca belki yeterlidir onlara
Düşüneceklerine ve duyumsayacaklarına kendileri karar veremiyor

Sevinç tükenmek bilmez doğru değil mi
Hiç bir şansları yok başka birini tanımalarının
Belki ağlarlar ne ki asla sevinçten değil
En acılı sevinçlerinden koparılmışlar
Ne de şıklar giysileri içinde yürüyorlar caddede
Nerdeyse yaşamıyorlar geliyorlar ve gidiyorlar
Ve kimsenin yok onlara güveni.

İvan Malinovski (1926-1989, Danimarka)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Diktonius

Ama yangından sonra
nerdeyse heceleyebilir
insan kendini çimenin damarlarına
bir kaç gün yaşayan sineğin yolu
örümcek ağı

ne de varsıl bir yıkım
ne güzel bir nefret

(orda çiğnenmiş kağıt yuvalarında
oturuyor onlar
anlamıyor onları ölüm
utanç gelip yitiriyor
en basit ölçüsünü)

evet tanıyorum bunu
caddedeki bu çığlığı
açlığın ateş atılımlarını
sıçramaya hazır
bu duvarlara doğru

bu çirkin dünya
şimdi ne güzel ne temiz en sonunda

senin şiirlerinin sıcak küllerinde.

İvan Malinovski (1926-1989, Danimarka)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Disjecta Membra

Bakış arıyor bir barış gezegenini ne ki hiç bir
birlik en sonuncu hiç bir sınır kımıldatılmaz değil

sonsuzda bile bölünür sevdalılar köklerine dek
sadece ateş yatağına aç girmez

yemişin her bir parçası dışlar ötekini
ve sevinçten geberir her biri kendince

ve göz atarsın panikten ve kandan bir mahzene
mehtap ansızın bırakırken maskeyi düşsün diye

her şeyin aşırı uçlardan oluştuğu
hiç bir şeyin kalıcı olmadığı

alazlı ısırganotu ve tozdan bir güneşin
metallerin birliğinin bedeli olduğu yerde ve hiç bir şey

olduğu yerde durmuyor acından ve hasretinden başka
saman damların altındaki göçmen suların yanında

ne çözüm var ne de denge
hiç bir mesken de yok dünyada

ne ki bu dağılmış kan ölmek istemiyor
ve kemiğe sarılmış bu et bükülmez

İvan Malinovski (1926-1989, Danimarka)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy