Gunnar Ekelöf


Ey Bakire! Ellerinden

damlayan suyla susadım….

Ey avuntunun bakiresi

Kimsenin

özlemediği olan sen

Herhangi biri olmuşsun gibi

Yoksulluğunsun sen

Umudumuzdur yalnızlığın

ve bizden başka kimsen yok

yasını tutacağın,

koruyacağın.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

İşittim düşümde:

– Habib, bu soğanı mı istersin

yoksa sadece bir dilimini mi?

Büyük bir kararsızlık düştü içime

Bu bilmeceli soru

hayatımın sorusuydu!

Bütün yerine parçayı mı istiyordum

Yoksa parça yerine bütünü mü?

Hayır, ikisini de istiyordum

hem bütünün parçasını hem de bütünü

ve hiçbir uyuşmazlık yoktu seçimimde.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Sana söylüyorum

Senin hakkında söylüyorum

içimin derinliklerinden

Biliyorum yanıtlamazsın,

Seni çağıran onca kişi varken

nasıl yapabilirsin ki zaten!

Arzuladığım her şey

burada beklemek

ve bana kendi içimden gelen

bir işaretini göndermen!

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Seni arayan ben ile

arana mesafe koy, Panayía!

Bil ki salt seni arıyorum

meme emmeyi hiç öğrenmemiş

ya da memeden hiç kesilmemiş bir çocuk gibi –

 

Hayır! Hiç kurumayacak memelerin arasına

koymak isterim başımı

açlık içinde!

Yalnızsan, oğulsuzsan

yalnız kalacağım ben de.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Açık yüreklice, yalnız başına

durursun mavisinde

Gece göğünün

Çocuksuzsun

kendi yazgın

altı kanatlı baş melekler

korur seni

Ve ben, ezik

Emgión Prensi

burada bir dağdayım

adı “Tevazu” olan bir dağda.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Dinlendiriyorum başımı

hapisteki bu taşta

Yorganım sensin

Deren, süt emerken dinlediğim

at ve altın örtü hakkındaki şarkıdır

Bütün bunlar benimdi

bütün bunları yitirdim

bütün bunlar benimdir

 

Atımla götürüyorum seni buluşmaya

düşümde bir kez daha

gelişini görmek için.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Avutursun beni

ey avutulmuş

Nasıl hem de? Bu yüzden severim

senin içten varlığını. Ruhumda

izini bıraktın

küçük ayaklarının, küçük ayak parmaklarının

ıslak kumda gibi

bir sahilde –

 

Sen değilsin gene de –

Varlığın en yüceliğinde!

Ben, yanmamış herhangi bir şeyin

düşüklüğündeyim nasıl da.

Ey, izin ver senin yanında, bir mangal yanında

şu elleri ısıtmama.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Emgión Prensi

bir Kürt Prensi

Vlácherne’de hapis

bu konuşmaya uygun düşer ateşin:

Hiçbir şeye sahip olmayan

ve sahibi olmayan Bakire

Onlara karşı başkaldırmam gerektiğini

söyledi ruhum!

Yakında başım Kapıda

bir çengele oturtulacak olsa da

seninledir Düşüncem

ey Ateşin ve Hiçbir Şeyin Bakiresi.

 

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Yüreğim çok aç bir çocuktur

kaburgalarım arasında

kafesteki bir çocuktur, gerçekte

uzatırlar bir parça ekmeği bana

parmaklıklar arasından

 

Elimi uzatmadım ileriye doğru

Herhangi bir pay almadım

sevgiden

Sana duyduğum açlığı yiyorum

Açlığımı doyuruyorum açlıkla

İstediğin buysa

böyle olacaktır benim niyetim de.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Görürüm seni, uzaklardan

katıca buruşmuş giysinle

yükselirsin bir Duman Denizi’nden

Görmezsin beni

 

Fakat Yabancısın sen

Sana doğru çabalarım

sana doğru kürek çekerim

tek küreği kalmış biri gibi

Belki başkası daha güçlü çeker küreği

öbür kıyıdan

Ellerim yok olur bu kavgada

Gecelerin ve Günlerin çevrimleri

betimler gemiyi

Asla yitirmeyeceğim seni tutuşumu

Sen

küreğim olacaksın benim!

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

İnsanları el ele tutuşturan,

barıştıran hiçbir şey,

parmak uçlarında çiçekler taşıyan

ve bütün duyularımın bir soluğu gibi

bana dokunan

seninle eşdeğer değil, ey şirin,

Kokun, tenin

sesin, okşayışların daha da güçlü

senin yanındayken.

 

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

– bana neler olduğunu

sorma bana

 

o zamandı özenle beni

geniş bir giysiyle koruması

Bana Kuzey Afrika şarabı sunması

yatak yapması bana

parçalanan kayalar arasında.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Ey sen

görünmeden yanımızda olan

Duyumsarım bana dolanmış kollarını

İzin verdin

tek memenden öpmeme

yüreğinin üstündeki memenden

Gözlerimi öptükten sonra da

çekip gittin.

 

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Harmaniyesinde uyuyor o kadın

Kim? Ruh, bir adamın ruhu

Hangi kader bekler o kadını?

Doğal bir yıldız alçalır

uyuyana doğru

Adamın ruhu anne olur

başka uyuyanlara –

Uyanmama yardım et

kapıcı kadınların en bilgesi

koluna bir çanı iple bağlayarak

uyursun hafif uykunu

 

Uyanmama yardım et!

Rüyamda tecavüz gördüm –

O kadın esinledi bu rüyayı!

Rüyamda bir okşayış gördüm –

O kadın esinledi bu rüyayı

İpi çekendir

beşiği sallayandır o kadın.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Yüceliği betimleyebilseydim

maviyi seçerdim

ve iki zerre Altın’ı:

Başucunda bir yıldızı

ayakucunda bir yıldızı

ve tabanların altında

yıldızla birleşen bir yansımayı

Genişliği betimleyebilseydim

bir kucaklaşmayı seçerdim

Halihazırdaki gerçekliği kavrayamayan

sahte, ilkel eğilimim için

seçerdim bunu –

Başının olduğu yerde

yıldız bulunmaz

Ayaklarının durduğu yerde

bulunmaz Orta Nokta.

Fakat bir habbe şirinliğini

duyumsadım gene de.

 

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

İtaatkâr olmaya

istememeye

var olmamaya

gücü yetensin sen

 

Ey, kim sevmez ki

bizi aşktan, doğumdan,

acıdan ve ölümden kurtaran seni!

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Ey Dış Taraf, görmek isterdim

İç Tarafı’nı

Kırmızı mıydı? Beyaz mıydı?

Ey Dış Taraf, göster bana çekirdeğini!

Beyaz mıdır? Kırmızı mıdır?

Ey Dış Taraf, yeterince yiğit misin sen?

Ey İç Taraf, yiğit misin?

Söyle kimin kılığına girdiğini

yanakların böyle güzelleşsin diye

nasıl böyle beyaz ve böyle kırmızıya boyadığını

ve çiçekli bir kumaş altında

handiyse görülmekte olan

ayaklarının öyle küçük olduğunu.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Üzerimde tepindikleri sandaletlerinde

gördüm onları

fakat sanki, sandaletleri çözdüğümde

benim onları okşadığımca okşadılar beni–

o zarif uzun ayak başparmağı

sarmalar büyük ayak başparmağını

ve diğerlerinin hoş tamamlayışı

 

Gene de benimdir ayağının kubbeli tavanı

ve çelik üstündeki kızıllığıyla

bir kılıca benzeyen

o keskin kenarlı topuğun.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Hayır, vermez ekmeği o Merhametli,

vermez memeyi, vermez suyu o Merhametli,

ne bir gece korunağı verir ne de bir barınak

Vermez, veremez

ve dürüsttür bu konuda

O Merhametli veremediğini, veremeyeceğini

ya da vermek istemediğini verir

 

O Armağanın adı Uzaklıktır

Ey sevgide yüce olan sen,

Oradaydın

ve sessizce geçip gittin.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Senin için bir kurşunu kalıba döktüm

yüreğimde seninle buluşsun diye

Bir kürek mahkûmunun oyduğu taştandır kadın

Kana banılmış kurşundandır kadın

Bala banılmış demirdendir kadın

Madendendir kadın, yontulmuş

kaba vuruşlarla

daha fazla parçalasın diye

ve aşkın ölümü ne anlama gelirmiş

bilesin diye.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Parmaklıklı pencereden bir kuştüyü uçtu içeri

Onu buraya rüzgâr getirdi

ya da başka bir şey

Tabanda durdu, hayli zaman

elime almadan evvel

– sıradan bir güvercin tüyü

 

Şimdi bir mahkûmun gizini söyleyeceğim sana:

Bütün güvercinler sıradan değildir!

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Ki aşktan ve aşk tutkusundan

yitirmek bilinci

sadece bir sesin tonu yanında

guzla sesi yanında

böyle anlatılır masallarda

Güzelliğin prensleri yere seren

bir silah olduğu

gerçeğini bilirim –

Ne kadar sürer bu uyuşukluk?

Bir sonsuzluk, ve sonra

başka bir zamana uyanmak

ve bakınmak şaşarak –

Nedir böylesi bir sonsuzluk?

Bilirim. Bin bir yürek atışıdır

ve uyanmak aynı dünyaya

Fakat belirtisi silinmezdir

Ayağın değildi tutkuyla sevdiğim

fakat Hiçliğe götüren

O’nun adımlarındaydı ayağın.

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Çevirenin notu: Guzla, Eski Yugoslavya’da kullanılan bir çalgıydı.

http://www.springersmusic.co.uk/Library/Instruments/Ethnic/Eth15.JPG

Tek gözlü bir gardiyan

hizmet verir bu kutsal

gözden ırak kaynakta

Su verir

Güçle ve şüpheyle muzdarip

takıntılı imparatorları arındıran

aynı suyu

döker ellerimize

Ey güç peşindeki kirli arzu!

Romanós’la birlikteydim ben

Gördüm savaşı ve ihaneti

Ey güç peşindeki kirli arzu!

Su ki temizler elleri –

Belki yeterlidir hatta

bu en basit eyleme

bizim basit ellerimizin

kavrayacaklarından temiz:

güç peşindeki arzudan, arzu peşindeki arzuya –

 

Dersin ki: Bir suçum yok benim

bu yüzden de mümkündür her şey –

 

Bu mümkün kötü

yeterliydi ölçülerimize göre

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Bu sakin suda gördüm

kendi kendimi, ruhumu:

birçok kırışıklık

bir hindi boynunun başlangıcı

iki donuk göz

büyük bir merak

onulmaz bir aşırı güven

pişman olmayan bir tevazu

uyumsuz bir ses

yarılmış ve dikilmiş

bir karın

yüzde cellatların izleri

kesilmiş bir ayak

balık ve şarap için

ölmek isteyen bir dil

bazılarıyla umursamazca

çok azıyla aşkla yatmış, elimi tutan

başkasının eliyle ölmek isteyen

gerekli bir aşkla yatmış

benimle

Sonra görürüm kendimi suda

Ardımda kirli çarşaf

bir Kürt prensi, köpek diye çağrılmış

hem Selçuklular hem de Rumiler tarafından

Sudaki çıplak alnım:

Kendi kendimi dilsizliğime

ikna etmiş olduğum

delik deşik edilmiş bütün diller

Ve gömleğimdeki bu lekeler

suyla yıkanıp yunmayacaklar –

Kan misali, silinmez, zehir misali

dinden sapmışların lekeleri

veba gibi gelecek üzerlerine

daha kara lekelerle.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Sana haber vermiş olan:

Siyah beyaz tüyleriyle

altı kanatlı

gizli bir yüze sahip

ve çift eşeyli bir varlık

baktı bana manalı manalı –

Gözümün ışığında parıldayan iğnelerin

bir patlayışından doğmuş

– Kim öptü öyleyse

kapanmış, sancılı gözkapaklarını?

Hiç kimse olan biriydi bu!

Bilirim: bir kız evladı.

Yola çıkmış İzmir’e, Manisa’ya, Sart’a,

Konya’ya  ve dağa doğru,

Fırat’a, yeniden aşarak dağı

asla göremeyeceğim çayırlıklara

Bir körün yol gösterdiği gözü dağlanmış

gözü dağlanmışa yol gösteren

gözü oyulmuş bir kör

Kızım dediğim biri yol gösteriyor

gözü dağlanmış gören birine.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Yalnızsan

öyleydi eskiden!

Çok eşlik eden olacak sana

en sonunda.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

ayíasma

 

O kara resim

gümüş altında yıpranmış öpüşlerle

O kara resim

gümüş altında yıpranmış öpüşlerle

Gümüş altında

o kara resim yıpranmış öpüşlerle

Gümüş altında

o kara resim yıpranmış öpüşlerle

Resmin etrafında

o beyaz gümüş yıpranmış öpüşlerle

Resmin etrafında

metal bile yıpranmış öpüşlerle

Metalin altında

o kara resim yıpranmış öpüşlerle

Karanlık, ey karanlık

yıpranmış öpüşlerle

Gözlerimizdeki karanlık

yıpranmış öpüşlerle

İstediğimiz ne varsa

yıpranmış öpüşlerle

İstemediğimiz ne varsa

yıpranmış öpüşlerle

Elinden kurtulduğumuz ne varsa

yıpranmış öpüşlerle.

İstediğimiz ne varsa

nice nice defalar öpülmüş.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Ey Bakire, en varsıl olansın sen

iffette, iffetsizlikte

en varsıl olansın güzellikte, birliktelikte,

en varsılsın yalnızlıkta

Ey Bakire. Sokakta oturup

elini uzatan

yoksul bir kadının

kıyafetine bürünürsün

 

Sana verdim

benim olan bakır sikkenin altına

saklanmış

hakkın olan o gümüş sikkeyi.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Avuntunun Annesi

Kimsesi olmayansın sen

kimsenin beklemediğisin

herkes senindir

ki onların küçük yüzleri

çıkar battaniyenin altından –

Herkesin Annesisin

bu yüzden de kimsenin değilsin

Memen herkese yeter senin

Yalnızsın

herkes için biricik olansın

Herkessizsin sen

Dışındasın

herkesin.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

EK: Bizanslı İdareci’nin Notu

 

Dört ya da beş yıl buradaydı

Emgión Prensi.

Uçbeyi bir Prens idi

aynı zamanda güvenilmez.

Kınanmış Vasilévs Romanós’un tarafına

sempati beslediğinden kuşkulanılıyordu.

Karısı ya da belki de kızı dua etmişlerdi

bedeniyle ve ruhuyla.

Serbest bırakıldı Nikifóros Votaniátes’in

azledilişinden önceki kargaşada,

fakat önce gözleri dağlandı.

Manikeist yanılsamanın bir kurbanıydı.

 

[“Emgión Prensi Hakkında Divan”dan]

 

Gunnar Ekelöf (1904-1968, İsveç)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

 

Sonraki Sayfa »