Gennadiy Aygi


Tarla: Bilinmeyen Çiçek

 

ah ışık-taşıyıcılar (ah böyle bir ışık hâlesi
bağışlasın beni)
ah ışık-taşıyanlar ışığı-alanlar!
tarlada
akıllı bir başvuru gibi
ışık saçan
yanında ışık-debdebeli
sabah-ibadeti güneşinin

 

Gennadiy Aygi

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Karfırtınalarından Sonra (Bir Dostun Ziyareti Üzerine)

 

sessizlikte yerken akşam yemeğimi
(ruh – tipide gibi)
biliyorum ki: sen Karaya çıktın
ve bu yüzden kar-yığınlarının enginliği
ve aralarındaki gölgeler şöyle
(ruh – tarlanın dinlenişi gibi)
bakarken birbirimizin gözlerine
ve derken ‘harika’
– kayarken bakışlar kendimize
(ve sessizlikle birlikte)
açık gibi bir mutlulukla

 

Gennadiy Aygi

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Ağustos Söndürülür

 

sesten yapılmış
meşeçalısından bir yerde
ışık saçan bir salıncak
gizlice kurulmuş
alıkoyan – bozulmuş
bir durumda: altınpırıltılı!

bir kuş: bilmeden onu: izliyor
yolu

 

Gennadiy Aygi

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Siste

 

sisle dolu
bütün gece o bitkibahçesi – bir park gibi
ve arkasında onun
çitin arkasındaki sis-ormanında
gugukkuşunun sesi
hâlâ-dinelen bir dinmemişlik gibi
uzaktaki baba-halkta
uzun bir zaman
çok önceden
babam
(geçit resmi-ve-şarkı gibi
kıvrılan kalabalıkta)

 

Gennadiy Aygi

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy