Frik


Turna Şarkısı

Ey turna, nerden gelirsin?
Özledim çığlığını senin.
Evinden mi gelirsin?
Ey turna, nasıldır haberler?
Cevap vermez misin?
Sürüdeki diğerleri seni nasılsa bekler.

Ah Tanrı!
Merhamet olsun sürgünün bahtı!
Ağlayan yüreği zehirler üzüncün ısırışı.
Çürümüştür su, ekmekse acı.
Ey turna, memleketten haber var mı?

Uçup gidersin, yakında hasat zamanı,
Yoktur avuntu, duyulur binlerce kanat çırpışı.
Bir şey demeden bana, uçup gittin benden ayrı.
Ey turna, öyleyse açık olsun yolun bundan gayrı!

Frik (1200’lü yıllarda yaşadı)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Çevirenin notu:
1200’lü yıllarda Moğol sürüleri Ermenistan’ı istila etti. Bu yüzden ülkesinden kaçmak zorunda kalanlardan biri de Frik idi. Frik hakkında fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Fakat, gezgin hayatının Moğol istilası sırasında Moğol sürülerinin Frik’in ailesini öldürerek, sahip olduğu her şeye el koymasından sonra başladığı sanılmaktadır.

Ortaçağ Ermeni Edebiyatı’nda Frik başlı başına bir yer tutmaktadır. Halk dilinde yazanların ilklerindendir. Şiirlerinde ara sıra Tanrı’yla hesaplaşmaya da girişir: “Senin keyfin bilir” diye yazar ironik olarak Tanrı’ya, ve bu dizelerle Moğolların kendisinin ve birçok insanın hayatını mahvetmesine atıfta bulunur.

Bir çok Ermeni şair gibi Frik de sürgünlüğünü turnaya şikayet eder. Ermeniler gibi uzun mesafe kat ederek, dünyanın her yerine dağılmış olduklarından olsa gerek, Ermenistan’ın neredeyse ulusal simgesi durumundadır turna.

Frik sürgün olarak Kilikya’da da bulunmuştur. Özellikle kitap minyatürlerinin doruk noktasının yakalandığı bir kültür merkezi de oluşturmuştur, Kilikya bölgesindeki sürgün sırasında Ermeniler.

Kaderin Çarkı

Ey Kader, duy dediğimi!
Canın istediğinde zindana atarsın bizi!
Bir darbeyle durur çarkın:
Mağrurluğun çarkıdır hızla dönen çarkın!
Kayıp giderken düşüncelerimizi devindirirsin:
Hiçbir şey sonsuz değil ki –
“Düş kur ya da kaygılan!” dersin.

Ey Çark!
Hizmet edersin altın evlerde suçlular güruhuna!
Dürüst olansa dilenmek zorunda yabancı masalarda;
dürüstlük değnekle kovalanmakta.
Şövalye yaparsın hakkı domuz ahırı olanı.
Adil olanaysa bağırıp durursun,
sanki yemeği yakmış bir aşçı olursun.

“Yanlış yapıyorsun, ey Kader!” denildiğinde sana,
duyulur gürültülü bir kahkaha.
Niçin bilgeleri kovalarsın,
fakat aptalları ve kötü niyetlileri servete boğarsın?
Ellerine verirsin kral asalarını, onları hükümdar yaparsın,
Bilge kişiyse ekmeğe talim eder durmaksızın.

Cehennem budur: Hükümdarımız bir Tatar!
Her şeyi kafasına estiği gibi yapar,
şimdi güç sahibidir hırsızlar.
Sense yalnızca çevirip durursun çarkını,
ayırt etmezsin oğul mu baba mı.
Berrak bir sabahta uykunun dağılması misali
ansızın yok edersin bir kralı.

Sana nasıl güvenelim, ey Çark?
Bu dünyada kimseyi sevmezsin.
Vicdandan, sözünün eri olmaktan ve iyilikten
almamışsın nasibini!
Bir taç takarsın birine,
yükselir feryatlar hemen yarın.
O rezil tozdan ve külden,
kekre sefalet büyür durmadan.

Ey Kader, bir bakışla sadece,
bir omuz silkmeyle dönersin sırtını bize!
Olsa ne yazar bu zindanda kağıt ve kalem
ya da bin ordu kadar arkadaşın?
Dayanmak zorunda herkes:
Kralı unutuluşa bir tekmeyle yollarsın.
Silâhla durdurulamazsın.
Bu kodesteki hepimiz bitiyoruz bunu.

Ey adaletsiz yargıç!
Niçin nefret edersin adil bir karardan?
İyiliğe karşı savaşan hırsızları ve haydutları seversin hep.
Ey Kader, bütün insanların hatalarını toplasak da
senin hatalarından daha fazla değildir.
Bir parmak şıkırtınla her şeyi değiştirirsin,
sonra eziliriz bizler akıntısında kurşunların ve saçmaların.

Adam gibi adam senin gözünde aptaldır,
bilge kişi ise yararsız bir parçadır.
Hile ve hurdana rağmen bütün diller böyle söyler.
Fakat duyarım yanıt verdiğini:
“Öyle köpek gibi havlayıp durma ey ihtiyar it!
Ben Kader olduğumdan bu yana görmedim
Frik gibi yalan söyleyenini!”

Ey Kader! Vurdun bana silleni,
adaletsizce yargıladın beni.
Fakat hatırla şunu: Güç senin değildir,
yalnızca Tanrı’nındır.

Aldı sözü Kader:
“Evet, Tanrı’dır bir baldırı çıplağı kral yapan;
Ben değil, Tanrı’dır,
düşlediğin her şeyi sana verebilecek.
Tanrı kral olmanı emrederse, bir saray veririm sana!
Tanrı dilenci olmanı emrederse,
senindir dileneceğin tüm yollar!”

Tanrı’dır karar veren, anladım
ve daha önce yüksek çıkan çatlak sesimi kıstım.
Ama, göz önünde tutulursa günahlarımız:
Ermenilerin Tanrısı bence fazla acımasız!

Frik (1200’lü yıllarda yaşadı)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy