Erik Lindegren


Arioso

İçimizin bir yerlerinde her daim birlikteyiz,
içimizin bir yerlerinde asla kaçamaz sevgimiz
Bir yerlerde
ah bir yerlerde
gitmiş bütün trenler ve durmuş bütün saatler:
içimizin bir yerlerinde her daim buradayız ve şimdideyiz,
benzetene ve karıştırana dek her daim sen oluruz,
birdenbire mucizesiyiz ve değişimiyiz şaşkınlığın,
parçalayan dalgayız, gül yangınıyız ve karız.

İçimizin bir yerlerinde beyazlar kemikler
araştırmacıların ve kuşkucuların çöken susuzluğundan
yadsınan akışkanlığa dek
mühürlenen bırakışa dek
Ah tesellinin bulutu!
içimizin bir yerlerinde
beyazlamış onların kemikleri ve rastlaşmış seraplar
yükselir uzak esenlik dalgalanmaların dalgalanması misali
yıldızınki gibi uzaklığımızı yansıtırsın bir dalgalanmada
yıldızınki gibi yakınlığımızı yansıtırım bir dalgalanmada
her daim düşürür maskeyi düş ve benden akan
bir ağrı olur sende
tekrar gelmek için yeniden
tekrar bana gelmek için yeniden
daha fazla ve daha fazla içimizde, daha fazla ve daha fazla sen.

(1947)

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

İkaros

Belleği duyarlığını yitirip gidiyor labirentinden.
tek anımsadığı: yeryüzü üstünde nihayet salınıp durana dek
çığlıkların ve karışıklıkların yükseldiğiydi.

Ve bütün çatlakların nasıl da hep yakındığı
göğsündeki köprüler göz kapakları misali,
yavaşça kapanırdı,
mekikler ya da ok atışları misali
nasıl da sürtünüp geçerdi kuşlar,
ve nihayet o en son tarlakuşu, dokunarak eline,
devrilirdi bir şarkı gibi.

Kör boğalarıyla, rüzgârların labirenti başladı sonra,
baş döndüren nefesleriyle
ışık çığlığı ve sarplıklar, ki haylidir
zahmetle öğrenmişti vuruşu engellemeyi,
yeniden yükselene dek, bakışı ve kaçışı.

Şimdi yalnız yükseliyor, bulutsuz bir gökyüzünde,
jetlerin gürültüleri arasında kuşsuz bir uzayda…
yükseliyor gittikçe serinleyen, gittikçe soğuyan
ve daha bir berraklaşan güneşe,
çağıldayan kanına ve ruhların kaçışan çavlanına doğru yukarı,
basık, vınlayan bir asansörde,
denizde bir hava kabarcığının o cazip manyetik yüzeye gidişi:
cenin zarının patlaması, şeffaf besin,
simgelerin burgacı, ırmakların taşıdığı, öfkeli mavi,
çöken duvarlar, ve başka taraftan denetimsiz çığlık:
Gerçeklik doğmadan
çöktü gerçeklik!

(1954)

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Ecce Homo

Sonsuzluğun yakarışından bir çocuk gibi
bilinmedik bir elde ağını ören bir örümcek misali,
bu boş döküm kalıbına sarkar göz
gırtlağın terkedilmiş kürsüsünden iner
ve karışır göğsün kavgacı papaz toplantısına
duyguların rayihasından ve düşüşü hazırlayan kapaklardan
boş açlık ambarlarının devrimleri arasından
bu küf kokulu mağrur biçimin dibine kadar:
heykel kaidesinin egemeni. Ve burada bu
aşırı rahatsız duruş biçimi şimdiden görmüş olana
dinlemeye yargılı ve haylidir acizce bilene,
zamanın boz çakalına ve söndürülmüş yüz ateşlerine,
kafataslarının tepedeki ışıltısına, hastalık bulaştıran enkaza
ve açıklama dağındaki boğulmuş sıkışıklığa,
evsiz barksız bir şarkı matlıkla yansır heykel kaidesinde,
canının ağırlığında ve parantezinde cansızdır egemen orada.

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

I

 

(aynaların salonunda Narkissos değil yalnızca
baş dönmesiz taç giyen umutsuzluğunun sütununda

emzirdi sonsuzluğu bir yüz buruşturmasıyla
sınırsız olanakların ülkesi

aynaların salonunda tek bir lekelenmiş ağlayış
firar etti aldırışsızlığın çizik kılıcından

ve şehirdeki bütün pencerelere inen
toza ve vaade dönüştürdü havayı

aynaların salonunda tamamlanmışlık durur sac levhada
ve taşınır bir mahkûm gibi standart göğüste

ki patlamaların parıltısında sözcükler harakiri yapar orada
ve trompet paramparça porselen ve ölen kan tadındadır

aynaların salonunda bir kişi haddinden fazla kişi olur
ve gene de çiy gibi düşmek ister zamanın mezarına)

(“Yolu Olmayan Adam”dan)

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

II

 

(kaşlar toz rengi omuzlarını silkti

ve soludu kırağı kristallerini aynaların salonunda:

 

aynalar ve damlayan sular sonsuzluğun dumanı gibi

inanç üstüne yığılmış inanç misali sefaletin yüklüğünde

 

çünkü bir krikonun sadece görevine dokunuşu tıpkı

esefin toprağına perilerin topuklarını saplayışı

 

ve aynalar damlayan sular olur ve sunar ölümü

onların suskun gerçeğine buharlaştırmadan camı

 

fakat suda yolunu yitirmiş kişi

sevinmez artık hayatın yitirilişine

 

çünkü bilir ki maskelerini bir çocuk gibi

gizemli olmak için atar sadece düş

 

ve hakkında başka bir şey bilmediğimiz duvaktır

ve bütün bildiğimizdir duvak aynaların salonunda)

 

(“Yolu Olmayan Adam”dan)

 

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

III

 

kimdir hâlâ ricacı olan eli fırıldaklı o avareye

kimsenin kazazede olmadığı suları sallayan seslere

 

kimdir sabah akşam suları ovalayan

ve hücresine giden alacakaranlığın uysal yolundan

 

kimdir evrendeki gezintisinde kendi bakışına rastlayan

ve sırtını bir dilenci çanağı gibi kamburlaştıran

 

çünkü yağmur gelmeyecektir ve sabır gelmişti

mühtedi ağaçlara gecesel çarşaflar misali

 

kimdir kendisinden bırakmayan tek gerçekliğini

bulmak için daha büyük ve daha yeşil bir esareti

 

körlük olmaksızın bir aynayı parçalayacağına inanan kim

aynı anda hem yaşayıp hem de öleceğine inanan kim

 

karanlıkta parıldadı orglar ve çıngıraklar

tek gözlü kuyudan çekildi sorular ve şarkılar

(“Yolu Olmayan Adam”dan)

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

IV

 

sırtlarını döner aynalar ve toz kaldırır ışık

talihin at nalı şakırdayıp gider gelinciğin uykusu altında

 

yaşlanır hakikat ve bakar kendi iskambil falına

derleyip toparlarken enkazlarını manzara

 

yitik sesi için vaveyla koparır inayet

ve körlükle yürür asırların kapalı gözkapakları ardında

 

söndürme merdivenleri haz alır sonuna dek

büsbütün unutuşun yumuşak ikliminden

 

bırakılmış hafıza batar tabanın arasından

ve esneyen bir deliği döndürür uyuyan kulakta

 

bir bedeni eşit parçalara testereler nezleli yok ediş

buruktur Kasım’da kırık bir dal misali

 

fakat cilalı alnın ardındaki bir ölüm saatiyle

kavrar beni öfkenin çıplak kutbu

 

(“Yolu Olmayan Adam”dan)

 

Erik Lindegren (1910-1968, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Sonraki Sayfa »