Carl Sandburg


Mutluluk

Mutluluk nedir bana anlatır mısınız diye sordum
hayatın anlamını öğreten profesörlere.
Ve binlerce kişinin işini yönlendiren
meşhur idarecilere gittim.
Hepsi kafalarını salladı ve gülümsedi bana
sanki kendileriyle dalga geçiyormuşum gibi.
Ve sonra bir Pazar öğleden sonra yürüdüm
Desplaines ırmağının kenarı boyunca.
Ve ağaçların altında kadınlarıyla ve çocuklarıyla
ve bir fıçı birayla ve bir akordeonla
bir Macar topluluğu gördüm.

Carl Sandburg (1878-1967, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Duvarcının Sevdası

Canıma kıymayı düşündüm çünkü sadece bir duvarcıyım ben
ve sen de eczane işleten bir adamı seven bir kadınsın.
Eskisi gibi aldırmam şimdilerde; eskisinden daha da düzgün yerleştiririm
tuğlaları ve hafiften şarkı söylerim kullanırken malamı ikindileri.
Güneş gözlerimdeyse ve merdiven sarsaksa
ve harç keresteleri yanlış yerdeyse, seni düşünürüm.

Carl Sandburg (1878-1967, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Liman

Sıkış sıkış ve çirkin duvarların önünden geçtim,
Açlık derinliği gözleriyle kadınların durup baktığı
Açlık elleri gölgelerinin onları kovaladığı
Eşiklerin önünden geçtim,
Çıktım sıkış sıkış ve çirkin duvarların dışına,
Birden ulaştım kentin kenarına,
Bir gölün mavi belirişine;
Uzun göl dalgaları seğirterek dağılıyordu püskürtüyle
Güneş altında kıyının kıvrımında;
Ve martıların çırpıntılı bir fırtınası vardı,
Büyük gri kanatların güruhu
Ve açık havada özgürce
Dönen ve dönenen uçan beyaz karınlar.

Carl Sandburg (1878-1967, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Kimim Ben?

Başım çarpar yıldızlara.
Ayaklarım dağların doruklarında.
Parmak uçlarım ovalarda
ve evrensel hayatın kıyılarında.
Ulaşır ellerim tözlerin ses veren köpüğünde derine
ve oynar kaderin çakıl taşlarıyla.
Cehenneme gittim ve geri döndüm bir çok kere.
Cennetin her şeyini bilirim, çünkü Tanrı’yla konuştum.
Sudaymışım gibi oynarım kanda ve dehşetin bağırsaklarında.
Bilirim güzelliğin hırsla zapt edilişini
Ve “Yaklaşma” yazan bütün levhalara
insanın harika isyanını.
Benim adım Gerçek’tir ve en yakalanamaz
esiriyim ben evrenin.

Carl Sandburg (1878-1967, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Mag

Tanrı şahidimdir Mag, keşke sana hiç rastlamasaydım.
Keşke işinden istifa etmeseydin ve benimle gelmeseydin.
Keşke evlenme izni ve beyaz bir elbise almasaydık
Çünkü evlendirme memuruna koştuk o gün evlenmek için
Ve birbirimizi seveceğimizi ve birbirimize bakacağımızı
söyledik her daim ve her daim
Dünyada güneş ve yağmur olduğu sürece.
Evet, şimdi keşke buradan çok uzaklarda yaşıyor olsaydın diyorum
Ve keşke ben araba tamponlarının kenarı olsaydım
binlerce mil uzakta, ölü olsaydım.
Keşke çocuklarımız
Ve ev kirası ve kömür ve elbiselerimizin taksitleri
Ve alacağını isteyen manav olmasaydı,
Fasulye ve kuru erik için para olmasaydı her gün.
Tanrı şahidimdir Mag, keşke sana hiç rastlamasaydım.
Tanrı şahidimdir, keşke çocuklarımız olmasaydı.

Carl Sandburg (1878-1967, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Sis

Küçük kedi ayaklarla
gelir sis.

Sessiz kalçalarla
oturur bakar
limanla kente
ve sonra çeker gider.

Carl Sandburg
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Bir Telefon Direği Altında

Havada asılı bakır bir telim ben
Cılızım güneş altında, bir çizgi bile değildir gölgem
Gece ve gündüz şakır, mırıldanır ve tıngırdarım
Aşktır ve savaştır ve paradır; kavgadır ve ağlayıştır; iştir ve arzudur;
Ölümü ve kahkahalarıdır içimden geçen erkeklerin ve kadınların, konuşmalarınızın hamalı
Yağmur altında, ve ıpıslak, ve şafakta ve güneşte kuruyan
Bakır bir tel.

Carl Sandburg
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy