Archibald MacLeish


Aya Yolculuk

Aramızdaki varlıksın,
göklerimizdeki göçebesin,
yapraklarımızdaki ve suyumuzun gümüşündeki
göz kamaştıran gümüşsün,
en uzak düşüncemizin gümüş firarı –
“ziyaretçi ay” … “ayın kısa bakışları”…
ve dokunduk biz sana!

İlk zamandan beri,
ilk zamandan önce, ilk insanın
zamanı tadışından önce, düşündük seni.
Bir mucizeydin bizim için, ulaşılmazdın,
özlenen bir geçmiştin, özlemin görüş sahasıydın,
ışığımızın ardındaki bir ışıktın, hayatımızdın – belki
bizim için bir anlamdın…

Şimdi
ellerimiz dokundu sana senin gecenin derininde.

Üç gün ve üç gece yolculuk ettik,
en uzaktaki yıldızlarla yönlendirilerek, tırmandık dışarı,
yüzen tozun bir o yana bir öbür yana düştüğü yerde
aştık görünmez gelgit girdabını, karşılaşarak
soğukla, yüzleşerek ölümle – dipsiz boşlukla…

Sonra, dördüncü günün akşamı, indik aşağı,
demir attık, şafakta ayak bastık kumsallarına,
eledik parmaklarımız arasında soğuk kumunu.

Burada dururuz alacakaranlıkta, soğukta, sessizlikte…
ve burada, ilk zamandaki gibi, kaldırırız başlarımızı.
Üstümüzde, bir aydan daha da güzel bir ay,
bir mucize bizim için, ulaşılmaz,
özlenen bir geçmiş, özlemin görüş sahası,
ışığımızın ardındaki bir ışık, hayatımız – belki
bizim için bir anlam…

Ah, bir anlam!
bu sessiz kumsallarda üstümüzde parlak
yeryüzü,
aramızdaki varlık.

Archibald MacLeish (1892-1982, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Reklamlar

Dr. Sigmund Freud Deniz Kabuğunu Keşfetmekte

Bilim ki yalın bir azizedir, bırakmaz işini
Hesaplarken herhangi bir şeyin varlık nedenini:
Adamasına yeterlidir kendisini
Bir araya yığılmış şeylerin hemen tasarlanmış olabilmesi.

Bilir yaşayan her şeyin nasıl meydana geldiğini,
Hesaplar her yıldızın atmosferini,
Sayar denizdeki balıkları, fakat balık, ateş ya da tüylü,
Herhangi birinin niye var olduğunu umursamaz ki.

Niye umursasın? Kusursuz yanıtların dua tespihini
Çekerek aralıksız anlatmaktır O’nun dini.
Bırakır insana metafiziği:
Ne cennette ne de cehennemde uyanıp geceleri

Dik dik bakmaz karanlıkta. Kutsal hücresi
Karanlık olmamıştır hiç: saf mum
Yanar, canlıca dökülür elinden tespih taneleri.

Kimin haddine O’na kıvrık bir deniz kabuğu sunmak!
Dokunmaz bile! – Bilir gördüğü dünyanın
Var olan bütün dünya olduğunu! İnancı tamdır buna!

Fakat gene de sunulur kendisine o deniz kabuğu …

Hangi uzak denizin
Hangi dalgasıdır ki hangi bilinmez zeminde
Bulandırır her daim sorgulayan seslerle?
Hangi kabarıştır bu, ki asla dinmez soruları?

Archibald MacLeish (1892-1982, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Ars Poetica (*)

Somut ve suskun olmalı şiir
Değirmi bir meyve misali,

Eski madalyonlar nasılsa başparmağa
Ahraz olmalı o denli,

Yosun tutmuş denizliğin
Rakorla aşınmış taşlarınca sessiz –

Sözsüz olmalı şiir
Kuşların uçuşu misali.

Zamanda durgun olmalı şiir
Yükselirken ay,

Ayrılmalı, salıverirken ay
Dal dal geceyle dolaşık ağaçları,

Kış yaprakları ardındaki ay misali
Hatıra hatıra bırakırken zihni –

Zamanda durgun olmalı şiir
Yükselirken ay.

Bunların eşiti olmalı şiir:
Gerçeği değil.

İşte kederin bütün tarihi:
Boş bir methal ve isfendan yaprağı.

İşte aşk:
Yatık çimenler ve deniz üstünde iki ışık –

Kastetmemeli şiir
Fakat olmalı.

Archibald MacLeish (1892-1982, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

(*) Şiir Sanatı