Gündüz Erimesi

Alazlanan pullar yapıştırarak gönderdi mektuplarını sabah havası.
Parlıyordu kar ve hafiflemişti tüm yükler – bir kilo
700 gram ağırlığındaydı, daha fazla değildi.

Hem sıcak hem soğuk o yerde uçuyordu buz üstünde yüksekte duran Güneş.
Sanki önünde bir bebek arabasını itiyormuş gibi yavaş gidiyordu rüzgâr.

Dışarı çıktı aileler, uzun süredir ilk kez açık gökyüzünü gördüler.
Kendimizi çok güçlü bir anlatının ilk bölümünde bulduk.

Yabanarılarına yapışan çiçek tozları gibi yapıştı Güneş
bütün o kürk şapkalara
ve güneş ışınları sımsıkı yapıştı KIŞ adına ve durdu orada
bitene kadar kış.

Karda kütükleri resmeden bir natürmort düşüncelere gark etti beni.
Sordum onlara:
“Benimle birlikte çocukluğuma geliyor musunuz?”. “Evet” dediler.

Yeni bir lisanda bir sözcük mırıltısı duyuldu çalılığın içinde:
ünlü harfler mavi gökyüzü idi ve ünsüz harfler siyah çalılardı
ve kar üstünde öyle usulca bir konuşmaydı ki bu.

Fakat dünyadaki sessizliği daha da güçlü büyüten
jet uçağı reverans yaptı gümbürtüsünün eteğiyle.

[“YARISI TAMAMLANMIŞ GÖKYÜZÜ”nden (1962)]

Tomas Tranströmer (1931-2015, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy