GÜLÜŞÜN

 

İstersen yoksun bırak beni ekmekten,

yoksun bırak beni havadan, ama

yoksun bırakma beni gülüşünden.

 

Yoksun bırakma beni gülden,

kopardığın süsenden,

sevincinde ansızın

çağıldayan sudan,

seni apansız doğuran

gümüş dalgadan.

 

Savaşımım amansız, ve dönüyorum

yorgun gözlerle

ara sıra değişmeyen

görünüşüne toprağın,

fakat gülüşün vardığında,

yükseliyor göğe ve arıyor beni,

ve açıyor benim için

bütün kapılarını hayatın.

 

Sevgilim, bu en karanlık zamanda

yayılıyor gülüşün,

ve birden görüyorsun

kanımın püskürdüğünü

caddedeki taşlara,

gül, çünkü

ellerim için gülüşün

serin bir kılıç olacak.

 

Güzün denize yakın

yükseltecek gülüşün

köpükten çağlayanını,

ve güzde, sevgilim,

beklediğim çiçek gibi

arzulayacağım gülüşünü,

o mavi çiçeği,

ses veren anayurdumun gülünü.

 

Gecede gülüşün,

gündüzde, ayda,

gülüşün

adanın dolambaçlı sokaklarında,

gülüşün seni seven

bu hantal erkekte;

fakat açtığımda

ve kapattığımda gözlerimi,

uzaklara gittiğimde,

geri döndüğümde,

esirge benden ekmeği, havayı,

ışığı, ilkbaharı,

fakat gülüşünü asla,

yoksa ölürüm ben.

 

 

[“Kaptanın Dizeleri”nden]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy