KUYU

 

Bazen batarsın dibe, düşersin

sessizliğinin çukuruna,

bilinçli öfkeden uçurumunda,

ve neredeyse

geri dönemezsin, hayatının

derinliklerinde karşılaştığın

şeylerin kalıntısı var üstünde hâlâ.

 

Sevgilim, bulduğun nedir

kapalı kuyunda?

Yosunlar, bataklıklar, kayalıklar mı?

Acılanmış ve yaralanmış olarak

neler görürsün kör gözlerle?

 

Benimsin, kalmak istemezsin

düştüğün kuyuda, bulmak istersin

tepelerde senin için sakladığımı:

şebnem damlalarıyla bir demet yasemin,

uçurumundan daha da derin bir öpüş.

 

Korkma benden, yeniden düşme

kendi kızgınlığına.

Silkele seni yaralamaya gelen sözcüklerimi,

ve bırak uçsun gitsin açık pencereden.

Sen bir şey yapmaksızın

geri gelecek beni yaralamak için,

değil mi ki katı saniyeyle doldurulmuş,

ve o saniye patlayacak göğsümde.

 

Gülümse bana, ey ışıltılı,

yaralarsa ağzım seni.

Ben peri masallarındaki

o kör çoban değilim, fakat seninle

toprağı, rüzgârı ve dağ dikenlerini

paylaşan iyi bir oduncuyum.

 

Sen sev beni, gülümse bana,

yardım et iyi olmama.

Boşuna yaralama kendini bende,

yaralama beni, yaralarsın çünkü kendini.

 

[“Kaptanın Dizeleri”nden]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy