YERALTINDAN ÇIKARILMIŞ

 

                                                    Kont Villamediana’ya adanmıştır

 

Toprak ıslak gözkapaklarıyla doluyken

küle dönüşür ve katılaşır, kalburlanmış hava,

ve o kuru kemikler ve sular,

kuyular, metaller,

nihayet verirken enkaza dönmüş ölülerini,

kendime bir kulak isterim, bir göz,

yaralı ve emekleyen bir yürek,

çok zaman önce yok olup yatan

yalnız bir bedende saplanmış bir bıçakla delinmiş,

bir çift el isterim kendime, tırnağın bilgisini,

dehşetten ve ölen gelinciklerden bir ağız,

görmek isterim, nasıldır sallanmış damarlarıyla

boğuk sesli bir ağacın ayağa kalkışı

yararsız tozdan, en acı topraktan isterim,

kükürdün ve firuzenin ve kızıl dalgaların

ve suskun kömürün çevrintisi arasından,

görmek isterim bir etin kemiklerinden uyandığını

alazlarla uluyarak,

ve bir şeyi ararken garip bir kokunun geçip gittiğini,

ve toprakla körleşmiş bir görüntünün

koştuğunu iki koyu gözün ardından,

ve bir kulak, ansızın, hiddetli bir istiridye gibi,

çılgın ve sınırsız,

doğrulur gök gürültüsüne doğru,

ve temiz bir dokunuş, batmış tuzların arasında,

ansızın gelir ve okşar memeleri ve zambakları.

 

Ey ölülerin günü! Ey ölü başağın uzanıp

şimşekten kokusunu döndüğü mesafe,

ey bir yuva ve bir kuş ve bir yanak

ve bir kılıç sunan derin dehlizler,

her şey o karmakarışık düzensizlikte öğütüldü,

o umutsuz çürümüşlük,

her şey beslendi o kuru uçurumda

arasında o sert toprağın dişleri arasında.

Ve geri döner geriye onlar:

kendi yumuşak kuşunun tüyü,

kuşağına ay, biçimine rayiha,

ve güllerin arasında yeraltından çıkarılmış,

taşlaşmış yosunlarla dolu adam,

ve deliklerine gözleri onun.

 

Çıplaktır o,

elbiseleri görünmüyor tozda

ve ezilmiş zırhı düşmüş cehennemin dibine,

ve sakalı sonbaharda hava gibi büyümüş,

ve yanarak özler elmaları ısırmayı.

 

Dizlerinden ve omuzlarından dalgalanır

unutuşun yamaları, çözülür toprak,

kırık camdan ve alüminyumdan bölgeler,

kekre cesetten kavkılar,

demire dönüşmüş su torbaları:

ve korkunç ağızlardan gruplar

yayılmışlar ve mavi,

ve hüzünlü mercandan dallar

örer yeşil başı için bir çelengi,

ve üzünçlü ölü bitkiler

ve gecesel sınırlar kuşatır onu,

ve onda uyur daha yarı açık güvercinler

yeraltı çimentosu gözleriyle.

 

Tatlı kont, siste,

ey madenlerde yenilerde uyanmış,

ey yenilerde ırmaksız sulardan kurumuş,

ey yenilerde örümcekler olmaksızın!

 

Dakikalar gıcırdar senin filizlenen ayaklarında,

öldürülmüş cinsiyetin doğrulur,

ve kaldırırsın elini

köpüğün hâlâ yaşayan gizine doğru.

 

[“Yeryüzünde Konaklama –II- (1931-1935)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

 

Not: Kont Villamediana 1582-1622 yılları arasında yaşamış İspanyol şairidir.