TAT

 

Sahte astrolojiden, biraz hüzünlü alışkanlıklardan,

sonsuzluğa dökülen ve sürekli kaldırılmış yoldan,

her zaman korudum bir eğilimi, yalnız bir tadı.

 

Sandalyelerde bulunmanın tevazusu içindeki hayli eski

tahtalar gibi yıpranmış konuşmalardan, ikinci sınıf

istekleriyle köleler gibi hizmet etmek için yutulmuş sözlerle,

bulunur bende sütten bu kıvam, ölü haftalar,

kentlerin üstündeki havadan zincirlerden.

 

Kim övünebilir daha güçlü bir sabırdan ötürü?

Bilgelik sarmalar beni gergin bir deride gibi

bir yılan gibi tek düze rengiyle:

yarattıklarım doğar uzun bir geri çevirişle:

ah, tek bir kadeh içkiyle ayrılabilirim seçtiğim

bu günden, yeryüzündeki diğer günlerle eş.

 

Yaşarım sıradan renkli bir özle, suskun

yaşlı bir anne misali, kilise karanlıklarından

ya da bacakların son dinlenişinden oluşan bir sabır gibi.

Bunlarla doluyum ben, aslında hazır,

hüzünlü beklentilerde uyuyan donanmış sularla.

 

Gitarımda eski bir şarkı var,

kuru, yankılanan, sürekli, kıpırtısız,

sadık bir besin gibi, duman gibi:

dinlenen bir element, yaşayan bir yağ:

aşırı gayretli bir kuş kollar başımı:

kımıldatılmaz bir melek kılıcımda kiracı.

 

[“Yeryüzünde Konaklama –I- (1925-1931)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy