SONAT VE YIKIMLAR

 

Onca kararsız yollardan sonra, yetkiler hakkında

şaşırmış olarak, emin olmayarak özel bölgelerden,

zavallı bir umudun, vefasız arkadaşların

ve huzursuz düşlerin ardından,

severim gözlerimde hâlâ yaşayan katılığı,

yüreğimde işitirim süvari adımlarımı,

ısırırım uyuyan ateşi ve mahvolmuş tuzu,

ve geceleri, atmosfersi karanlıkta ve uçucu üzünçte,

arazi kampının nöbetçisiyim ben,

gezginim, işe yaramaz dirençle silâhlanmışım,

büyüyen gölgelerin ve titreyen kanatların arasında mahkûm gibi

hissederim var olduğumu, ve taştan kolum korur beni.

 

Ağlayışın bilimleri arasında ve kokusuz

şafaklarla tartışmalarımda şaşkın bir sunak vardır,

ayın uyuduğu ıssız yatak odalarımda,

miras kalan örümcekler ve bana şirin gelen çürüme arasında

tapınırım kendi yitik varlığıma, noksan maddeme,

gümüşten nabzıma ve sonsuz kaybıma.

Islak üzüm alazlandı, ve onun mezar suyu

titrer hâlâ, ve o verimsiz miras,

ve o hain mesken, durur orada hâlâ.

 

Kim düzenledi külün törenini?

Kim sevdi o yitik olanı, kim korudu en sonuncuyu?

Babanın kemiklerini, o ölü geminin tahtasını,

ve kendi sonunu, kaçışı bile,

hüzünlü gücünü, acınası tanrısını?

 

İşte böyle bakarım o hayatsız ve acı dolu olan şeye,

ve verdiğim o garip tanık ifadesine,

acımasız etkisiyle ve tercih ettiğim

unutuşun bu biçimi küle yazılmış,

toprağa sunduğum isim, düşlerimin değeri,

her gün bu dünyada, kış gözlerimle

paylaştığım o sonsuz miktar.

 

[“Yeryüzünde Konaklama –I- (1925-1931)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy