ŞİKAYETLİ BİR KASİDE

 

Ey güller arasındaki kız, ey güvercinlerin sıkışıklığı,

ey balıktan ve gül çalısından hapishane,

ruhun susamış tuzla dolu bir şişedir

ve üzümlü bir çan tenin.

 

Ne yazık sadece tırnaklar var sana verecek,

sadece kirpikler ya da erimiş piyanolar,

ya da yüreğimden fışkıran düşler,

tozlu düşler tırıs giden siyah atlılar gibi,

hızla ve kazayla dolu düşler.

 

Sadece seni sevebilirim öpüşler ve gelinciklerle,

yağmurla ıslanmış çelenklerle,

dik bakarak kül grisi atlara ve sarı köpeklere.

Sadece seni sevebilirim sırtımda dalgalarla,

arasında kükürdün tok vuruşlarının ve düşünceli dalgaların

yüzüyorum mezarlıklara göçüp giden

belli ırmaklarda

ıslak ve coşkun çayır o hüzünlü alçı mezarların üzerinde

yüzüyorum boğulmuş yüreklerin ve gömülmemiş

çocukların solgun listeleri arasından.

 

Çok ölüm var, çok gömülüş

aciz tutkularımda ve umutsuz öpüşlerimde,

su var kafama düşen

uzarken saçım,

zamandan bir su, kendini koparmış siyah bir su

bir gece sesiyle, yağmurdaki

kuş çığlığıyla, kemiklerimi koruyan

ıslak kanatlardan sonsuz bir gölgeyle:

giyinirken ben, aynalarda

ve camlarda bakarken kendime sürekli,

işitiyorum nasıl beni izlediğini birinin ve hıçkırarak

beni çağırdığını hüzünlü bir sesle, zamanla çürümüş.

 

Duruyorsun toprakta, dolusun

dişlerle ve yıldırımlarla,

yayıyorsun öpüşlerini ve öldürüyorsun karıncaları.

Ağlıyorsun sağlıktan, soğandan, arıdan,

yanan alfabeden ötürü.

Mavi ve yeşil bir kılıç gibisin,

ve sana dokunduğum zaman durguncasın bir ırmak gibi.

Gel benim beyaz giyimli ruhuma bir buket

kanlı gülle ve külle dolu kupalarla,

gel bir elmayla ve bir atla,

çünkü karanlık bir oda var burada ve kırık bir şamdan,

kışı bekleyen bir çift titreyen sandalye,

ve ölü bir güvercin, bir sayıyla.

 

[“Yeryüzünde Konaklama –II- (1931-1935)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy