SERENAD

 

Senin alnında dinlenir gelinciklerin rengi,

yankı bulur dulların yası, ey halden anlayan:

tarlalarda koşarken sen trenlerin arkasından

sana sırtını döner o zayıf çiftçi,

senin adımlarından filizlenir titreyerek o uysal kurbağalar.

 

Anıları olmayan o delikanlı selâmlar seni,

sorar sana unuttuğu isteğini,

elleri kuşlar gibi devinir senin yarı kürende,

ve büyüktür onu çevreleyen nem:

tamamlanmamış düşünceleri dolanıp durur,

bir şeylere ulaşmak isterler, ah, seni ararlar,

ve onun solgun gözleri senin ağında kırpışıp durur

apansız parıldayan yitik çalgılar misali.

 

Ey hatırlarım susuzluğun ilk gününü,

yaseminleri bastırır karanlık,

kendini çektiğin o derin beden

titremiş olan bir damla misali.

 

Fakat suskunlaştırıyorsun o büyük ağaçları,

ve ayın arkasında, uzakta, çok uzaklarda,

gözetliyorsun denizi bir hırsız gibi.

Ey gece, benim korkmuş ruhum sorar sana

ihtiyaç duyduğu metali umutsuzca.

 

[“Yeryüzünde Konaklama –I- (1925-1931)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy