SADECE ATEŞ DEĞİL

 

Oy, evet, hatırlarım,

oy içi kararmış ışıkla dolu

kapalı gözlerini,

açık bir el gibi bütün bedenini,

parıldayan bir ay salkımı gibi,

ve esrimeyi,

bir şimşek ışını bizi öldürdüğünde,

yaraladığında bizi bir hançer kökümüze dek,

ve bir ışık yararken saçlarımızı,

ve biz

yeniden başladığımızda

hayata geri dönmeye,

sanki okyanustan çıkmışız,

sanki bir gemi batışından

yaralı dönmüşüz

taşlarla kızıl yosunlar arasında.

 

Fakat

başka anılar da var,

şehvetin çiçekleri değil yalnızca,

fakat filizlenir azar azar,

ki birdenbire görünür,

trenle giderken

ya da yürürken sokakta.

 

Mendillerimi yıkarken

görürüm seni,

delikli çoraplarımı asarken

pencerede,

endamın, ki ondadır bütün

bütün isteği muazzam bir alaz gibi

çalar sanki yere seni zarar vermeden sana,

yeniden,

sen her günün

küçük kadını,

yeniden insansı bir varlık,

alçakgönüllü insan,

yoksulluğa rağmen gururlu,

senin gibi olmalı, aşk külünün

ıssız bıraktığı

geçici gül olmayasın diye,

fakat hayatın hepsi olasın diye,

sabunla ve iğneyle bütün bir hayat,

o sevdiğim mis kokuyla,

belki hiçbir zaman sahip olamayacağımız mutfaktan

kolun kızartılan patatesler arasında

ve pişmiş eti getirirken içeri

ağzın şarkıyla dolu kış zamanı,

benim için dünyada

sonsuz mutluluk bu olacak.

 

Oy, hayatımsın benim,

aramızda yalnızca ateş değil alazlanan,

fakat bütün bir hayat,

o yalın hikâye,

herkesinkine benzeyen

bir kadınla bir erkek arasındaki

o yalın aşk.

 

[“Kaptanın Dizeleri”nden]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy