MAHVOLMUŞ CADDE

 

O yaralı demirin üzerinden, alçı gözlerin üzerinden,

kayıyor yıllardan değişik bir dil

zamandan. Bir kuyruktur kaba at kıllarından,

öfkeyle dolu taş eller, ve evlerin rengi

ölüp gidiyor ve çatlıyor mimarlığın kararları,

korkulu bir ayak kirletiyor balkonları:

ağır ağır, yığılmış gölgeyle,

kışla ve miskinlikle yaralanmış maskelerle,

gidiyor günler yüksek alınlara

aysız evlerin arasında.

 

Su ve alışkanlık ve yıldızın savurduğu

o beyaz çamur, ve özellikle

öfkeyle çanların dövüp durduğu hava,

yıpratıyor eşyaları, dokunuyor

tekerlere, duruyor

puro butiklerinin önünde,

ve saçaklarda büyüyor o kızıl saç

uzun bir ağıt gibi, düşerken dibe

anahtarlar, saatler

ve unutulmaya alışkın çiçekler.

 

Nerede yeni doğmuş menekşe? Nerede

kravat ve o bakire kızıl batı rüzgârı?

Meskenlerin üzerinden

yaklaşıyor çürük tozdan bir dil,

kırıyor çemberleri, kemiriyor boyayı,

sessizce ulutuyor siyah sandalyeleri,

ve örtüyor çimentodan gül süslemelerini,

yolunmuş metalden iskeleler, deniz ve yün,

alazlanan fotoğrafların büyütülmüşü

yağmurla yaralanmış, yatak odalarının susuzluğu,

ve panterin gök gürlemesiyle savaştığı

o muazzam sinema afişleri,

sardunyaların mızrakları, bozulmuş balla dolu butikler,

öksürükler, parıldayan kumaştan giysiler,

her şey örtülür yenilginin ve nemin

ve kötülüğün ölümcül tadıyla.

 

Belki yıpranır boğulmuş konuşmalar, bedenlerin sürtünmesi,

yorgun bayanların faziletleri, dumanda kalanlar,

acımasızca öldürülmüş domatesler,

hüzünlü bir alaydaki atların adımları,

birçok isimsiz parmağın bastırdığı ışık,

aşındırıyor kirecin düz lifini,

çevreliyor dış cepheleri nötr bir kokuyla

bıçaklar gibi: tehlikenin havası

kemirirken koşulları

ve tuğlaları, su gibi aşar tuz üzerinden,

ve kalın akslı yük arabaları yalpalayıp gider.

 

Ezilmiş güllerden ve deliklerden dalga! Rayihalı

damarların geleceği! Merhametsiz nesneler!

Kimse göçmesin! Kimse açmasın kollarını

o kör suda!

Ey devinim, ey ağır yaralayan isim,

ey şaşırmış rüzgârla

ve kırbaçlanmış renkle dolu! Ey mavi gitarların

ölümlerine doğru düştüğü yara!

 

[“Yeryüzünde Konaklama –II- (1931-1935)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy