KONTRA TANKÇI

 

Bildik sedef dalları yalnızca, denizin

ve göğün haleleri, bir defne rüzgârı

sizler için, meşe ormanının kahramanları sizler,

kontra tankçılar.

Sizler savaşın gecesel

uçurumundaydınız

ateşin korkunç melekleri,

toprağın temiz oğulları.

 

Böyleydiniz, serpilmişsiniz

tarlalar üstüne, tohum tanesi gibi karanlık, yayılmış,

beklersiniz. Ve yüz yüze

fırtınalı demirle yalnızca sürüklemediniz

solgun bir parça patlayıcı maddeyi canavarın göğsüne doğru,

fakat derinliğinizi de, için için yanan yüreği,

öyle yıkıcı bir kırbacı ve barut gibi maviyi.

Doğruldunuz,

soylu, emsalsiz zulmün dağlarına karşı,

toprağın ve ünün

çıplak oğulları.

Daha önce hiç görmemiştiniz

zeytin ağacından başka bir şeyi, balık pulu

ve gümüşle dolu ağlar: topladınız

hasadın ve inşaatın aletlerini,

demiri ve keresteyi:

ellerinizde çiçeklendi en güzel

orman narı ve sabah soğanı,

birden

buradasınız, şimşekle kuşanmış,

sıkıyorsunuz ünü, çatlatıyorsunuz

öfkeli kuvvetlerle,

yalnız ve sert, yüz yüze karanlıkla.

Özgürlük seçti sizi madenlerde

ve barış istedi pulluklarınız için:

Doğruldu barış ağlayarak

yollar boyunca ve bağırdı evlerin

koridorlarında: tarlalarda

koştu sesi portakallar ve rüzgâr arasında

ve çağırdı olgun yürekli adamları, ve geldiniz,

ve buradasınız, utkunun

seçilmiş oğulları, sık sık öldünüz, yok olmuş

ellerle, parçalanmış kıkırdakla,

susturulmuş ağızlarla, ezilerek yok edilmiş

bir sessizlikle:

fakat birdenbire kasırganın ortasında

başkaları doğruluyor içinizden, yüreklerin

ve köklerin

esrarlı, kundakçı bütün soyu.

 

[“Üçüncü Konaklama (1935-1945)” kitabının “Yürekteki İspanya” bölümünden]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy