KIRILGAN ŞAFAK

 

Şanssızların günü, o soluk gün uzatır boynunu ileri

baskın soğuk bir havayla, gri güçleriyle,

zilsiz, ve damlar her yerden şafak:

bir geminin batışıdır o boşlukta, hıçkırıklarla çevrili.

 

Dilsiz için, ıslak gölgeler terkedilmiş bir çok yerde,

bir çok aylak önemsiz konuşma, bir çok dünyasal mesken

köklerin bile desenleriyle mecnun olan

nefsi müdafaa adına ne çok sivri biçimler.

 

Ağlıyorum çevrilmişin ortasında, ortasında kafa karışıklığının,

ortasında büyüyen kokunun, değil mi ki dinliyorum

o temiz dolaşımı, gelişimi,

ve şaşkınca çekiliyorum yoldan geçenler için,

zincirler ve karanfillerle giyinmiş olanlar için,

düşlüyorum ve dayanıyorum dünyasal kalıntılarıma.

 

Bir şey yok tepe taklak ya da gülünç olan, aşırı biçimli hiçbir şey,

her şey apaçık yoksullukla uyumlu olmak zorunda,

toprağın ışığı terk eder kendi gözkapaklarını,

bir çan çalınışı değil, fakat neredeyse gözyaşları:

günün örgüsü, onun kırılgan keteni,

kullanılabilir bir sargı gibi, kullanılabilir elveda

demek için, hemen sonrasında bir yokluğun:

yalnızca yerini doldurmak isteyen renktir bu,

örtmek, içine çekmek, yenmek, yaratmak mesafeyi.

 

Çözülmekte olan maddelerin arasında tekim,

düşüyor yağmur üstüme, ve bana benziyor,

benziyor bana çılgınlığıyla, yalnız bu ölü dünyada,

geri çevrilmiş düşüşte ve yoktur dayanıklı bir biçimi.

 

[“Yeryüzünde Konaklama –I- (1925-1931)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy