İSPANYA’NIN YOKSULLUĞU ZENGİNLERİN SUÇU

 

Lanet olsun onlara, bir gün gibi

hiçbir şey görmemiş lanet olası körlere,

yüce anayurda ekmek vermemiş olanlara,

sadece gözyaşı vermiş olanlara lanet olsun,

kirli üniformaları ve papaz cüppeleriyle kızgın, lanet olası

pis kokulu köpekleri mağaraların ve mezarların.

İspanya için yoksulluk

dumanla dolu atlar gibiydi,

talihsizliğin kaynağından

aşağıya düşen taşlar gibiydi,

ulaşılmaz

mısır tarlaları, kalaydan ve maviden

saklı depolar, yumurtalıklar, kapılar, kapalı

kemerler, doğuracak

derinlikler, her şey gözetleniyordu

tüfekli üçgen muhafızlarla,

kasvetli sıçanlar gibi papazlarla,

koca popolu kralın uşaklarıyla.

Dayanıklı İspanya, elma bahçelerinin ve çamların ülkesi,

senin tembel efendilerin emretti sana:

toprağı ekmek yok, madenleri açmak yok,

ineklerin üstünü örtmek yasak, fakat mezarların kenarında

nefessiz kalmak serbest, her yıl ziyaret etmek

denizci Kolomb’un anıtını,

Amerika’dan gelen şebeklerle kişnemek nutuklarda,

onların eşiti “sosyal konumlanışta” yozlaşmak serbest.

İnşa etme okulları, toprağın kabuğunu soyma

pulluklarla, doldurma ambarları

dolup taşan buğdayla: dua edin, ey ahmaklar, dua edin sadece,

çünkü kralınki kadar büyük bir popoyla bekliyor sizleri

bir tanrı: “Orada sizlere yeterli çorba var, kardeşler!”

 

[“Üçüncü Konaklama (1935-1945)” kitabının “Yürekteki İspanya” bölümünden]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy