DÜĞÜN MADDESİ

 

Uzanarak yayılmış, titreyen ve soluyan ve beyaz,

ve meme uçları ayrılmış iki sayı gibi

ve bacakların gül kızılı buluşması

cinselliğinin gecesel kirpiklerini kırpıştırdığı yerde

bakıyorum kâğıttan ve aydan bir kıza,

kabuksuzum ya da çiçeksiz bir kiraz ağacı gibi düzüm,

sıra dışıyım, bağnazım, damarlı ve tükürüklü

ve parmaklı ve testisli.

 

Solgun, oynak,

battığını hissederim ağzımda sözcüklerin,

boğulmuş çocuklar gibi sözcükler,

ve yola çıkar, ve dişler gemilere dönüşür,

ve sulara ve alevler içindeki enlemlere.

 

Bir kılıç ya da bir ayna gibi yatıracağım onu,

ve öldüresiye ayıracağım onun korkunç bacaklarını,

ve ısıracağım kulaklarını ve damarlarını,

ve kapalı gözlerle çekilmesi için bırakacağım onu,

yeşil tohumdan koyu bir ırmakta.

 

Gelincik ve yıldırım taşkınıyla basacağım onu,

dizini, dudaklarını, iğnelerini sarmalayacağım,

ağlayarak gireceğim derisinden içeri, ağır ağır,

ve suçlu güçle ve kanla ıpıslak saçla.

 

Soluk alış ve tırnaklar arasında kaçmasını sağlayacağım,

hiçbir zaman, hiçbir şeye,

tırmanarak o yavaş iliğe ve oksijene,

yapışarak anılara ve nedenlere

yalnız bir el gibi, aciz tuzdan

bir tırnağı oynatan kesilmiş bir parmak gibi.

 

Uyuyarak koşacak deriden yolları

kül grisi kauçuktan ve külden bir ülkede,

bıçaklarla ve çarşaflarla ve karıncalarla savaşarak,

ve kendisinde batan ölmüş gözlerle,

ve kör balıklar ya da koyu sudan bilyeler gibi

kayan siyah maddeden damlalarla.

 

[“Yeryüzünde Konaklama –II- (1931-1935)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy