DOĞU’DA GÖMÜLME

 

Geceleri çalışırım, kuşatılmışım şehirle,

balıkçılarla, çömlekçilerle, safranla

ve meyvelerle yakılmış ölülerle, sarmalanmış

kızıl muslinle:

balkonumun altından geçip gider bu korkunç ölüler,

şıngırdatarak zincirleri ve bakır düdükleri,

kulak tırmalayarak, tiz ve hüzünle öttürürler

ağır zehirli çiçeklerin rengi arasında

ve kül grisi dansçıların çığlığı

ve tamtamların büyüyen monotonluğu

ve alazlı dumanın, hoş kokulu ağacın arasında.

Değil mi ki yolun sonunda, bulanık ırmak boyunca,

kavrulmuş yürekleri

daha büyük bir devinimi durdururlar ya da başlatırlar,

yuvarlanarak gitmek isterler, ateş içinde ayaklar ve bacaklar,

ve o titreyen kül düşmek ister suya,

akıp gitmek yanık çiçeklerden bir buket gibi

ya da sönmüş bir ateş gibi, muazzam yolcuların terk ettiği

siyah sularda bir şeyler yakan ve yutan

kaybolmuş bir nefes alışı ve ölünün yıkanışı.

 

[“Yeryüzünde Konaklama –I- (1925-1931)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy