BİRLİKTE

 

Nasıl da paksın güneşten ve batmış geceden,

nasıl da utkulu ve sınırsız beyaz istikametin,

ve ekmekten bağrın senin, o yüksek bölge,

kara ağaçlardan tacın, sevgilim

ve yalnız bir hayvandaki gibi burnun, gölge ve baş aşağı

tiransı kaçış kokan yabanıl bir koyun.

Şimdi, hangi parıltılı silâhtır ellerim,

kemiklerinin kükürdü ve tırnaklarının zambağı mükemmel,

ve yüzümün şekli şemali ve ruhumun kiralanması

bulunur dünyasal gücün tam ortasında.

 

Nasıl da pak gecesel güçten bakışım benim,

koyu gözlerden bir düşüş ve zalim işleyiş,

benim simetrik heykelim yükselir ikiz ayaklarla

her sabah nemli yıldızlara doğru,

ve sürgün ağzım ısırır eti ve üzümü,

erkek kollarım, kalaydan bir kanat gibi

yondanın kök saldığı dövmeli göğsüm,

güneşin derinliğine yaratılmış beyaz yüzüm,

törenlerden, kara minerallerden yaratılmış saçım,

bir vuruş ya da bir yol gibi içe işleyen alnım,

saban sürecek yetişkin bir oğul gibi derim,

şehvetli tuzdan gözlerim, hızlı düğünlerden,

doktan ve gemiden uysal refika dilim,

sistematik eşitliklerden beyaz bir kadran dişlerim,

önümde buzdan bir boşluk yaratan ve ardımda

geri dönen ve göz kapaklarıma uçan,

ve en derin içgüdümde astarı tersine çevrilen

ve parmaklarımda güllere doğru, çene kemiğimde

ve ayaklarımın varsıllığında büyüyen deri.

 

Ve sen tıpkı bir yıldız ay gibi, çözülmez öpüş gibi,

bir kanadın yapısı ya da sonbaharın başlangıcı gibi,

ey kız, sen benim suç ortağımsın, benim bir tanemsin,

ışık düzeltir kendi yatağını kara göz kapakların altında,

öküzler gibi altın renkli, ve yuvarlak güvercin

kendi beyaz yuvalarını yapar sende.

Külçelerce bir dalgadan yaratılmış ve beyaz maşalar

yayar hiddetli elma sağlığını sonsuzca,

karnının dinlediği titreyen fıçı,

ellerin, unun ve gökyüzünün kızı.

 

Nasıl da benzersin en uzun öpüşe,

onun çabalayan titreyişi galiba besler seni,

ve kordan ve isyan bayrağı vuruşu

gümbürder sende ve havaya yükselir titreyerek,

ve o zaman dönüşür kafan ince saça,

ve onun savaşçı biçimi, kuru çemberi

düşer birden eşit ipliklerde

pala şıkırtıları ya da dumanın bıraktığı gibi.

 

[“Yeryüzünde Konaklama –I- (1925-1931)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy