BİRLEŞME (SONAT)

 

Ne dikenlerin ıssız tarlasında

kırık cam parçasıyla kesilmiş yürek

ne de bazı evlerin köşelerindeki

o zalim sular, gözkapakları ve gözler gibi sular

dizginleyebilir ellerimdeki belini,

yüreğim kaldırırken meşeyi

senin bölünmez kardan ipine doğru.

Gecesel şeker, taçların

ruhu,

kurtardı insan kanını, öpüşlerin

uzaklaştırıyor beni,

ve deniz artığından bir dalga vuruşuyla

çarpıyor beni bekleyen sessizliğe,

çevreliyor o yıpranmış iskemleleri, kemiriyor kapıları.

Berrak başaklardan geceler,

veda, madde, sadece

ses, çıplak sadece,

her bir gün.

 

Dinmiş akıntılardan memelerinde,

katılık ve sudan yapılmış bacaklarında,

çıplak saçının

sürekliliğinde ve gururunda,

uzanmak istiyorum, sevgilim, gözyaşları şimdi

fırlatılmışken yığıldıkları o boğuk sesli sepete,

uzanmak istiyorum, sevgilim, mahvedilmiş gümüşten

yalnız bir heceyle, kar beyazı memenin

bir ucuyla yalnız.

 

Mümkün değil şimdi kazanmak

ara sıra düşmeyi saymazsak eğer,

mümkün değil şimdi titremek

iki yaratığın arasında, dokunmak ırmağın çiçeğine:

insan elyafları yaklaşıyor iğneler gibi,

resmiyetler, parçacıklar,

itici mercanların aileleri, fırtınalar

ve sert adımlar

merdivenlerde.

 

Dudaklarla dudaklar arasında muhteşem küllerden

ve nemli deniz samanlarından kentler var

nasıldan ve ne zamandan damlalar, belirsiz

geliş ve gidiş,

dudaklarla dudaklar arasında seğirtiyor rüzgâr

kumdan ve camdan bir kıyı boyunca.

Bu yüzden sonsuzsun sen, sarıl bana

bütün bu bayram senmişsin gibi, kusursuz gecesel

bir bölge gibi, zamanın çizgileriyle

birlikte eriyene dek.

 

İleri git zarafette,

gel yanıma, kemanların parmaklı

yaprakları suskunlaşana dek, yıldırımda

kök salana dek yosunlar, eğilene dek

yürek atışlarımızdan kökler.

 

[“Üçüncü Konaklama (1935-1945)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy