BAZI HARABELER HAKKINDA ŞARKI

 

Burada yaratılmış ve evcilleştirilmiş,

nemlenmiş, kullanılmış ve seyredilmiş,

yatıyor şimdi – zavallı bir bez gibi –

toprak ve siyah kükürt dalgaların arasında.

Gonca ya da göğe yayılan

göğüs gibi, ezilmiş kemiklerde

açan çiçekler gibi, işte böyle belirdi

dünyanın şekli şemali. Ey gözkapağı,

ey sütunlar, ey basamaklar.

Ey derin maddeler,

birleşmiş, temiz: ne kadar daha sizler çan olmadan!

ne kadar daha sizler saat olmadan! Alüminyum

mavi orantılarda, insanların düşlerine

yapışan çimento!

Toplanıyor toz,

kauçuk, çamur, büyüyor şeyler

ve duvarlar boy atıyor

siyah insan derilerinden asmalar gibi.

İçeride o beyazda, bakırda,

ateşte, terk edişte, büyüdü kâğıtlar,

o korkunç ağlayış, gece zamanı

biri yatarken ateş içinde

eczaneye getirilmiş reçeteler,

o kuru düşünceli şakak, asla

açmamak için

insanın yaptığı kapıyı.

Her şey geçti, çöktü,

soldu birden.

Mahvolmuş kap kacak,

gece giysileri, kirli köpük, yeni işenmiş sidik,

yanaklar, cam, yün,

kâfur ağacı, iplik ruloları ve deri, her şey,

her şey bir devinimde geri getirildi toza,

metallerin karmakarışık uykusuna,

bütün mis koku, bütün sihir,

her şey birleşti hiçbir şeyde, her şey çöktü

bir daha oluşmamak için.

Göksel susuzluk, undan belleriyle

güvercinler: üzümlerin

ve çiçek tozlarının çağları, bak, nasıl

parçalanıyor ağaç

yalnızca yas olan şeye: kökler yok

insan için: her şey yaslanıyor tam da

titrek bir yağmura.

Bak, rayihalı kırıkta

nasıl çürümüş gitar ağızda:

bak, onca şey yaratan sözcükler

nasıl yalnızca yıkımdır şimdi: bak, kirece

ve kırık mermere,

bir hıçkırıkla – şimdi yosunun örttüğü – ize.

 

[“Üçüncü Konaklama (1935-1945)” kitabının “Yürekteki İspanya” bölümünden]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy