AZARLANMIŞ TOPRAKLAR

 

Sonsuz sessizliğin

sonsuz şehitliğinde gömülmüş

bölgeler, arının

ve yok edilmiş kayanın nabız atışı,

buğday ve yoncalar yerine

kurumuş kanı ve suçu barındıran toprak:

bereketli Galiçya, yağmur kadar temiz,

gözyaşlarıyla her daim tuzlu:

ey Extremadura, gökyüzünden ve alüminyumdan

görkemli kıyılarında uzanır hatırasız Badajoz,

bir mermi deliği gibi kara, ihanete uğramış

ve yaralı ve harap edilmiş,

çevirmiş bakışlarını anımsayan bir göğe

ölmüş oğullarının arasında:

Málaga ölümün sabanıyla sürülmüş

ve yalçın yarıklar tarafından takip edilmiş

çarpana dek hissiz anneler

kayaya yeni doğmuş çocuklarını.

Öfke, üzüncün

ve ölümün ve hiddetin meyvesi,

gözyaşları ve üzünç yeniden birleşinceye dek,

sözcükler ve güçsüzlük ve hiddet, yol kıyısında

kemikleri yığmaktan başka bir şey yapamaz

ve bir taş gömülmüş tozun altında.
Onca, onca

mezar var, onca acı, onca

yıldızda dörtnal giden hayvan!

Hiçbir şey, utku bile,

kanın zalim boşluğunu silemez:

hiçbir şey, ne denizin, ne kumun

ne de zamanın devinimleri,

ne de mezarda yanan sardunya.

 

[“Üçüncü Konaklama (1935-1945)” kitabının “Yürekteki İspanya” bölümünden]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy