ANLAŞMA (SONAT)

 

Toprağa düşmüş tozlu yapraklardan

ya da kendisini gömen sessiz yapraklardan.

Işıksız metallerden, boşlukla birlikte,

yokluğuyla birdenbire ölen günde.

Ellerin tepesinde kelebeklerin ışıltısı,

ışığının son nedir bilmediği kelebeklerden bir akın.

 

Korudun ışıktan izi, ezilmiş varlıklardan

batışındaki terk edilmiş güneşin

fırlattığı gibi kiliselere.

Bakışla lekelenmiş, işi gücü arılarla,

beklenmeyen alev için kaçışta, gider özü

günden önce ve izler onu ve onun altın soyunu.

 

Gözetleyen günler geçip gider gizlice,

fakat düşer onlar ışıktan sesinin içine.

Ey aşkın hükümranı, sükûnetinde

kurdum düşümü, içe kapanıklığımı.

 

Ürkünç sayılardan bedeninle senin, birdenbire

yayılmışsın dünyayı açıklayan o kemiyetlere,

günlerin kavgasının ardında beyaz uzay

ve soğuğu yavaş ölümün ve solan içgüdünün,

hissederim kasığının alazlandığını ve öpüşlerinin geçtiğini

dönüşerek rüyamdaki genç serçelere.

 

Bazen yükselir gözyaşlarının kaderi

alnıma yükseldiği gibi yaşımın – orada

patlar dalgalar ve öldüresiye vurur kendilerini:

ıslaktır devinim, gevşek ve kesin.

 

[“Yeryüzünde Konaklama –I- (1925-1931)” kitabından]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy