Siste Ölür Miranda (1816)

Günün geç saatinde Avrupa’nın içine daldığınızda
yüksek şapkanızla birden çok baharla
süslenmiş bahçede fıskiyenin mermeri
yanında düşerken eski altından yapraklar
İmparatorluğun üstüne
kapıda çiziktirilir bir biçimin hatları
Sankt Petersburg’un gecesine doğru.
Büyük kızağın çanı titreşir
ve birileri o beyaz yalnızlıkta ya da
aynı türden
bir adım aynı soru
eğer çıkarsan Avrupa’nın
süslü kapısı arasından, siyah giysili efendi bir bey
zekice tanıma işareti altından bir

Özgürlük Eşitlik emir şeridi, bak alnına O’nun
yankılanan ağır toplar arasından
adalarda tanıdı halılar O’nu,
sanıyorum içeriye girdi okyanusları alan
bütün gemiler ve sis
adım adım izliyor O’nun gündüz işini
mason localarının kitaplıklarındaki bir oyukta bulunan
şöyle ya da böyle bir eldiven kılıç bir kartla
yazı dosyası ağzına dek dolmuş olarak
hava gemileriyle dolmuş kentlerle
Trinidad’da sahile karşı duman
bir savaştan ve bir başkası daha ve deniz taptaze
ve bir kez daha Bay Caddesi’nin merdivenleri atmosfer
ki solunmazmış gibi karşılıyor O’nu
bir elmanın yoğun özü gibi
ve bir kez daha bu asilzade eli bu maviye çalan
savaşçı eldiveni saray odasında
sonsuz yollar savaşlar ve bahçeler
yenilgi dudaklarında başka bir tuz
başka bir tuz değişik yakıcı bir sirke
Cádiz zincirlenmiş duvara
ağır halkalarla düşünceleri soğuk
korku kılıçtan zaman tutsaklık
farelerin arasına inecekseniz bu yeraltı tüneline
ve cüzzamın granit kayasına bir başka kilit var
asılı tabutta o eski yüz
ki ölüp gitti orda ölü bir söz
bir söz adımız bizim dünya
adımlarının gittiği yere doğru
özgürlük titreşen alevi için O’nun
batırıyorlar O’nu suya halatlarla
düşman toprak selâm sabah yok ve soğuk
mezar soğukluğu Avrupa’da.

[“Evrensel Şarkı”nın dördüncü bölümü “Kurtarıcılar”dan]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy