Şili Topraklarında Uygun Adım

Ta Dünyanın Güney Ucu’na dek üşüştü İspanya.
Eğilip bükülerek
araştırıyordu kar’ı sırık İspanyollar.
Bío Bío ciddi ırmak,
“dur” dedi İspanya’ya.
Yeşil ipliği titreyen bir yağmur gibi asılan
Maíten orman
dedi ki İspanya’ya: “Devam etme”.
Suskun sınırların Titan’ı, karaçam
konuştu gök gürültüsüyle.
Ne ki, hançer ve sıkılmış yumruk gibi ulaştı
memleketimin ortasına kâşifler.
Yüreğimin yoncalarda uyandığı
İmperial Irmağı’nın kıyılarına dek
fırlattı kasırga kendini sabah ışığına.
Kasvetli kristalin kıyıları arasındaki
bir çanak gibi köpüklenerek
uzattı balıkçılın geniş ırmak yağını
adalardan hiddetli denize doğru.
Sahilinde yayıldı çiçektozu
şiddetli etaminlerden bir halı
ve denizin ötesinde kımıldattı rüzgâr
bütün sonbaharın hecelerini.
Araukanya’nın fındık ağacı
çekti gönderine sevincin alazını, yağmurun

asılı salkımları toplanmış temizliğin yanına
kaydığı her yerde.
Mis kokuyla bürülüydü her şey,
yeşille yıkanmış ve yağmur ağırlığı ışıkla,
ve her bir buruk kokulu koru
yayılmış bir dalıydı kış’ın
ya da yolunu yitirmiş deniz tertibi
hatta okyanus çiğdemiyle sarhoş.
Kuşlardan kule ve tüy
ve tınlayan yalnızlıktan bir fırtına
yükseldi yarıklardan,
çiçeklenen topa-topa
sarı öpücüklerden bir tespihken
dev eğrelti otlarının kıvrılan
yeleleri arasındaki nemli gizlilikten.

[“Evrensel Şarkı”nın dördüncü bölümü “Kurtarıcılar”dan]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy