Savaşlar

Tutuşturan bir alaz erişti daha sonra
granitin saatine.
Almagros ve Pizarros ve Valverdes
Castillos ve Urías ve Beltránes
hançerledi birbirlerini ve bölüştüler
fethedilmiş ihanetleri,
kadını ve altını çaldılar birbirlerinden,
hanedanlık için kapıştılar.
Bahçelerde astılar birbirlerini,
alanlarda düşürdüler,
Belediye binalarında boğdular birbirlerini.
Yağmalamaların ağacı ezildi
kılıç darbeleri ve kangren altında.

Bu Pizarro dörtnalı
ketenle örtülü yörelerin içinden
doğurdu dehşete düşmüş bir sessizliği.

Her yer ölümle dolmuştu,
ve orada onların mutsuz dölleri
yağmaladı ölüm savaşını
her şeyin farelerce kemiklere kadar
kemirildiği bir toprakta
yok ettiler bütün merhameti
öldürmeden ve ölmeden önce.

Gazabın ve darağaçlarının katil çırakları,
Kentauros düştü
açgözlülüğün batağına,
altın’ın ışığında yıkıldı putlar,
sizler kendiniz temizlediniz
kana susamış pençelerden kendi soyunuzu,
ve yukarı doğru, taçlandı
Cuzco’nun kaya duvarları,
yüz yüze en soylu mısır tohumunun güneşiyle,
oynamıştınız İnkaların
altın tozunda kralsı
cehennem ıstırabının tiyatrosunu:
Yeşil çeneli çapulculuk,
kanla kaplanmış şehvet,
altın pençeli açgözlülük,
çarpık dişli ihanet,
yağmacı bir kertenkele gibi haç,
kardan bir zeminde darağacı,
ve hava kadar ince ölüm,
kımıltısızca zırhında.

[“Evrensel Şarkı”nın üçüncü bölümü “Kaşifler”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy