Pacaembú’da Söylenmiştir (Brezilya, 1945)

Neler söylemek istemezdim ki sizlere bugün,
ey Brezilyalılar,
kaç öyküyü, savaşı, umduğunu bulamamayı,
size anlatmak için
yüreğimde yıllardır taşıdığım utkuyu,
düşünceleri ve selâmları. And Dağı karlarının selâmlarını,
Pasifik Okyanusu’nun selâmlarını, geçip giderken
bana söyledikleri sözcükleri, işçileri, dağlıları,
duvarcıları, yurdumun bütün insanlarını.
Neler söyledi bana kar, bulut, bayrak?
Hangi gizini açtı bana denizci?
Neler söyledi o küçük kız uzatırken bana birkaç başağı?
Bir mesajı vardı onların: Prestes’e selâm söyle benden.
Bul O’nu, diyorlardı, yaban ormanda
ya da ırmak boylarında.
Kurtar O’nu esaretten, bul hücresini, çağır O’nu.
Ve eğer izin vermezlerse sana O’nunla konuşmana,

bak yalnızca O’na yorgun düşene dek
ve anlat ertesi gün bize ne gördüğünü.

Gururluyum bugün O’nu utkulu yüreklerden
bir denizin çevirdiğini görmekten.
Şili’ye diyeceğim ki: O’nu selâmladım
halkının özgür bayraklarıyla dolu bir havada.
Paris’te birkaç yıl önce bir akşam üstü bir halk topluluğuna
yaptığım bir konuşmayı
hatırlıyorum, Cumhuriyetçi İspanya için
yardım istemeye gelmiştim
halk için bu kavgada.
Enkaz ve onurla sürülmüştü her yanı
İspanya toprağının.
Fransızlar dinledi benim dileğimi sessizlikte.
Yaşayan her şey adına yardım istedim
ve dedim ki onlara: Yeni kahramanlar

İspanya’da savaşanlar ve ölenlerdir,
Modesto, Líster, Pasionaria, Lorca,
Amerika kıtası yiğitlerinin oğullarıdır, kardeşidir
Bolívar’ın, O’Higgins’in, San Martín’in, Prestes’in.
Ve andığımda Prestes’in adını kocaman bir dalga
geçti gitti sanki
Fransa’nın göğünden: Paris selâmladı O’nu
Yaşlı işçiler gözü yaşlı baktılar
Brezilya’nın içlerine ve İspanya’ya doğru.

Başka küçük bir öykü daha anlatacağım size.
Şili’de denizin altına uzanan büyük kömür ocaklarına
yakın bir yerde, Talcahuano’nun soğuk limanına
çok uzun zaman önce bir Sovyet şilebi gelmişti.

(Daha diplomatik ilişkiler kurmamıştı Şili
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği ile.
Bu yüzden yasakladı aptal polis
Rus tayfaların karaya çıkmasını
ve Şilililerin gemiye binmelerini.)
Gece çöktüğünde
geldi büyük madenlerden binlerce işçi,
erkek, kadın ve çoluk çocuk, ve her yandan
işaret verdiler bütün bir gece
küçük maden lambalarıyla, yakıp söndürdüler,
Sovyet limanlarından gelen o gemiye.

O karanlık gece yıldız doluydu:
İnsan yıldızlarıyla, halk lambalarıyla.

Bugün de, bizim Amerika’mızın
her yanından, özgür Meksika’dan, özlem dolu Peru’dan,
Küba’dan, halkla zengin Arjantin’den,
Uruguay’dan, sen ey sürgündeki kardeşler için barınak,
ey Prestes, selâmlıyorlar küçük lambalarıyla seni
insanlığın yüce umutlarının ışıldadığı yerde.
Bu yüzden gönderdiler beni buraya
Amerika kıtasının göğü arasından,
seni görmek için ve sonra da anlatmak için
nasıl olduğunu, bunca yıl suskun olan liderin
neler söylediğini,
bunca zalim yılların yalnızlığı ve karanlığından sonra.
Onlara kin tutmadığını anlatacağım.
İstediğinin yalnızca memleketinin yaşaması olduğunu.

Ve özgürlük yeşermeli sonsuz bir ağaç gibi
Brezilya’nın derinliğinden

Brezilya, anlatmak istiyordum sana onca yıl susturulup da
bu yıl içimde derimle ruhumun arasında barındırdığım onca şeyi,
kan ve acı arasında, zaferler, şairlerin ve halkın birbirlerine
anlatacakları şeyleri: Ne ki başka bir güne erteliyorum bunu,
bir güzel güne.

Bugün volkanlardan ve ırmaklardan büyük bir sessizlik
istiyorum.

Büyük bir sessizlik istiyorum dünyadan ve erkeklerden.

Amerika’dan büyük bir sessizlik istiyorum kardan
pampanın toprağına kadar.

Sessizlik: Halkın kaptanı aldı sözü.
Sessizlik: Çünkü konuşacak Brezilya O’nun ağzıyla.

[“Evrensel Şarkı”nın dördüncü bölümü “Kurtarıcılar”dan]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy