Ölüm Istırapları

Cajamarca’da başladı bu ölüm savaşı.

Genç Atahualpa, mavi etamin,
şanlı ağaç, duydu rüzgârın nasıl da
çelik bir gürültüyü beraberinde getirdiğini.
Örtülü bir parıltı
bir titreyiş geldi kıyıdan,
demirden inanılmaz bir dörtnal
– ay ışığıyla yere vuran ve kudretli –
ve çimendeki demirden.
Devlet sahipleri yaklaştılar.
Kabilenin en yaşlılarıyla çevrilmiş
İnka ileri çıktı müzikten.

Ter içinde yüzen, sakallı konuklar
başka bir gezegenden geldiler
sunmak için övgülerini.

Papaz Valverde,
hain yürekli, çürümüş çakal
uzatıyor tuhaf bir şeyi öteye,
sağır bir sepet, belki atların geldiği bir
gezegenden gelen bir yemiş.
Atahualpa alır onu. Bilmiyor
ne olduğunu: Parıldamıyor, çınlamıyor,
ve bir gülüşle bırakıyor düşsün diye.

”Ölüm
ve kin, acımadan öldürün, size veriyorum mutlakiyeti”,
diye bağırıyor katil haçın çakalı.
Haydutlar gök gürültüsüne izin verdiler.
Beşiğinde akıtıldı bizim kanımız.
Bir koro halinde duruyor prensler
ölüm saatinde İnka’nın başında.
On binlerce Perulu düşüyor
haç ve kılıç altında,
kan yıkıyor Atahualpa’nın giysisini.
Pizarro, Extramaduralı zalim domuz
bırakıyor İnka’nın narin kollarının
bağlanmasını. Siyah bir köz gibi
Peru’nun üstünde batıyor gece.

[“Evrensel Şarkı”nın üçüncü bölümü “Kaşifler”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy