Mina (1817)

Bir sürü dağın yamacından geldin
Mina, katı sudan bir iplik gibi.
Aydınlık İspanya, berrak İspanya
getirdi seni dünyaya acıyla, sen ey yılmaz
ve barındırıyorsun tırmalayan dağ dalgasının
parıldayan sertliğini.

Uzunca bir süre, yüzyıllar ve ülkeler boyunca
savaştı karanlık ve aydınlık senin beşiğinde,
hanedan armalarındaki tırnaklar
yırttı halkın ışığını,
ve sofu şahinleriyle
nöbet tuttu eski avcılar
ekmek için, yoksulların ırmağına
geçiş için izin vermediler.

Ama İspanya’yı sen yarattın

bu isyancı elmasa senin kendi insafsız kulende,
ve ölen ve yeniden doğan ışıktan gelen akrabalarına
her zaman için bir siper yaptın.

Kastilya’nın bayrağında boşu boşuna durmuyor
komüncü rüzgârlarının rengi,
Garcialaso’nun mavi ışığı boşuna dalgalanmıyor
granit çatlakları arasında,
Cordóba’da, boşuna bırakmıyor Góngora arkasında
mücevherlerle dolu tepsilerini,
papazsı örümcekler arasında
ayazın inci sokuşu.

İspanya, senin acımasız
geçmişinin pençeleri arasında salladı
senin masum halkını
acıların köklerini
ve yardım etti bu feodal dünyanın yük eşeklerine
yılmaz ve dökülen kanla,
ve seninle ışık karanlık kadar yaşlı,
esneyen bir damarın yuttuğu.
Besle duvarcının barışını, meşelerin soluklarını
çaprazlayan,
besle bağın ve hecelerin ışıldadığı
yıldızla süslenmiş kaynakları.
Yaşıyor çağının üstünde, kasvetli bir titreyiş gibi
avcı şahin kayadan merdiveninde.

Açlık ve acı çakmaktaşıydı
ataların sahilinde,
ve halkın kökleriyle birlikte sürüklenmiş
tok bir patırtı
sundu dünyanın özgürlüğünü
şimşek ışıltısından bir sonsuzluğu
şarkıları ve partizanları.

Navarra’nın vadileri
sakladı genç ışıltıyı.
Mina buruşturdu uçurumu
partizanların değerli bir zinciri:
İşgal edilmiş meskenlerden,
gece karanlığı halklardan
aldı ateşi O, besledi
yakıp yok eden direnişi O,
aşıp geçti karla kaplı kaynakları,
atağa geçti şaşırtıcı oklarla,
fırladı çıktı koyaklardan
ve fırınlardan patladı çıktı O.

Zindanlara gömdüler O’nu,
ama dikbaşlı, isyancı ve ezgi dolu
kaynağı geri döndü
dağ doruğunun yüce yeline.

İspanyol özgürlüğün rüzgârıyla
götürülür Amerika’ya O,
ve yeniden geçer gider
ormanların sınırsız yüreğini
ve döller çayırları ve meraları.

Kavgamızda, toprağımızda
boşaltılır O’nun berrak dalgası,
bölünmez ve sürgün edilmiş

özgürlük için savaşır.

Meksika’da zincire vurdular suyu
İspanyol kaya yamaçlarından.
Ve şişen berraklığı
dokunulmaz ve suskun oldu.

[“Evrensel Şarkı”nın dördüncü bölümü “Kurtarıcılar”dan]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy