İsyandaki Amerika

Toprağımız, engin toprağımız, yalnızlıklar,
şeneldi seslerle, kollarla, ağızlarla.
Sessiz bir hece yandı durdu,
topladı gizli gülü,
metaller ve tırıslarla örtülü
çayırlar titreyene dek.

Gerçek, bir saban kadar katıydı.

Çatlattı toprağı, yükseltti şehveti,
indirdi filizlenen propagandasını
ve doğdu gizli ilkbaharda.
Çiçeği suskundu, toplanmış ışığı
geri tepildi, ortak
mayasına karşı savaşıldı, bayrakların
öpücüğü gizlendi,
ama galip geldi gerçek, yıktı bütün duvarları
ve yok etti yeryüzünün hapishanelerini.

Adsız halk çanağıydı O
işe yaramaz içkiyle yetindi O
denizin sınırlarına dek yayıldı
ve dövüldü yorulmaz havanlarda.
Kırbaçlanmış böğürlerde fırladı öne,
ve gelen ilkbaharda.
Dünün saati, akşam yemeği saati,
yeniden doğmuş bugünün saati, beklenmiş saat
doğan ve ölmüş dakika arasındaki,
yalanın diken dolu tarihinde.

Anayurt, ağaç yarıcılardan doğdun sen,
adsız oğullarından, marangozlardan,
kaçarken bir damla kan kaybeden
yaban bir kuşa benzeyenlerden,
ve bugün yeniden doğacaksın öfkede
hainin ve gardiyanın seni gömülmüş
sandıkları yerde.

Bugün tekrar doğacaksın halktan o zaman olduğu gibi.

Kömürden ve çiyden yükseleceksin bugün.
Bugün gelip sarsacaksın kapıları
hırpalanmış ellerinle, hayatta kalabilen
ruhların kırıntılarıyla,
ölümün söndüremediği bakış demetiyle,
silâhlanmış olarak karanlık araç gereçlerle
paçavralar altında.

[“Evrensel Şarkı”nın dördüncü bölümü “Kurtarıcılar”dan]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy