İnsan ve Toprak Birleşir

Araukanya, dalgalanan meşe dalı,
ey acımasız memleket, esmer sevgili,
sen yalnızlığın yağmur yüklü ülkesi:
Sadece mineral boğazdın sen,
kömürden eller, yumrukların
alışmış kayaları parçalamaya;
Anayurt, sen katılığın barışıydın,
ve omuzların isyandı senin,
çiyden görünüş, yatıştırılamaz rüzgâr.

Benim Araukanyalı atalarım taşımadı
ışıklı tüyden miğferleri,
gelinlik bitkilerde soluklanmadılar,
altın’ı eğirmediler papaz için,
taş ve ağaçtı onlar,
fırtınanın kırbaçladığı kayalık uçurumun kökleri,
mızrağa benzeyen yapraklardı onlar,
savaşçı metalden yapılmış kafalar.
Atalar, nerdeyse irkilmediniz
dörtnal seslerinden, ve dağların şakaklarına
henüz varmamıştı
Araukanya şimşeği.
Taştan gölgeye dönüştü atalar,
Ormanla birlikte kaynaştı, doğanın
karanlığıyla birlikte, buzun şimşeği oldular,
toprak ve akdikenden bir katılık oldular,
ve böylelikle beklediler yılmaz
yalnızlığın dibinde:
Kızıl bir ağaçtı biri gözlemede,
başka biri dinledi sağır bir metal gibi,
bir başkası bir rüzgâr çarpmasıydı ve delip geçen sesti,
patikanın renklerine sahipti başka biri.

Anayurt, kardan gemi,
dayanıklı yaprak,
orada doğdun işte, senin insanın
istediğinde topraktan bayrağını,
toprak ve hava ve taş ve yağmur,
yaprak, kök, koku ve uluma
sardığında oğlunu kundağa bir poncho gibi,
sevdi ve korudu onu.
İşte böyle doğdu ortak anayurt:
Kavgadan önceki birlik.

[“Evrensel Şarkı”nın üçüncü bölümü “Kaşifler”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy