Guayaquil (1822)

San Martin girdiğinde içeri, kavranmaz bir elden
gecesel bir şeyler girdi salona,
deri ve gölge.
Bekledi Bolívar.
Biliyordu çünkü işlerin nasıl gideceğini.
Yükseklerde uçuyordu, tezdi, metalsiydi,
saf önseziydi, yaman bir göçtü,
temkinli bedeni titredi
oradaki odada, durdu
tarihin karanlığında.

Tarifsiz yükseklerden geldi,
yıldızların nurundan,
geceyi yararak geldi uzaklardan
ordusu için,
kendisini izleyen karın
göze görünmez kaptanı.
Işık titreşti, San Martin’in arkasındaki kapı
taşıdı geceyi,
gecenin ulumasını, bir deltanın
tembel vızıltısını.

Sözcükler, uzaklaşan ve onlara geri dönen
bir patika açtı.
Bu iki organ konuştu birbirleriyle,
öteye ittiler birbirlerini, saklandılar,
kulak asmadılar birbirlerine, kaçtılar birbirlerinden.

Güney’den boz sayılardan bir çuvalla
gelmişti San Martin:
Yorulmaz üniformaların
yalnızlığı, kumdaki kalesinde birleşen
toprağı döven atları.

O’nunla birlikte geldi Şili’nin kaba
katır sürücüleri, hoyrat
ve demir katılığındaki ordu,
savaş hazırlığının yeri,
bozkırın toprağında yaşlandı
isimli bayraklar.

Ne söyledilerse, düştü bedenden bedene
sessizlikte, aralarındaki uçurumda.
Söz değildi bu, zıt dünyalardan gelen
bir başka anlaşılmaz metali döven
insan taşından gelen,
derin bir dalgaydı bu.
Sözler geri döndü kaynağına.
Herkes gördü gözleriyle
kendi buyruklarını.
Göz kamaştıran çiçeklerle ilk zaman
sefil geçmişli ikinci zaman,
ordunun adi paçavraları.

Bolívar’ın yanındaki bir beyaz el
bekledi O’nu, hoşça kal dedi,
yalazlı izlerini dölledi,
gerdek gecesi çarşafını serdi.
San Martin ovasına bağlıydı.
Düşü bir dörtnalaydı,
tehlike ve kayıştan bir ağdı.
Özgürlüğü anlaşılmış bir bozkırdı.
Utkusu bir buğday düzeniydi.

Bolívar bir düş kurdu,
bilinmez bir boyut, kalıcı hızdan
bir ateş,
öyle vakumladı ki O’nu
esaretinde, zincirledi ateşi özüne.

Düştü sözler ve sessizlik.
Yeniden açıldı kapı, bir kez daha
bütün bu Amerika gecesi,
sayısız dudaklardan geniş bir dalga titredi bir an.

San Martin döndü bu geceden
geriye, yalnızlığa, buğdaya.
Bolívar tuttu yolunu, yapyalnız.

[“Evrensel Şarkı”nın dördüncü bölümü “Kurtarıcılar”dan]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy